(2004 S. K. m. 63)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi için davalı avukatı kararından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıların ellerinde bulunan 15.7.1993 tarihli 1.100.000.000.- TL. lik borç senedine müsteniden icra takibine giriştiklerini, böyle bir borcu olmadığını, davalılarla bir ilişkisi olmadığını, herhangi bir alışverişi de bulunmadığını bildirerek itirazda bulunduğunu, bilirkişi incelemesinde imzanın kendisine ait olduğu yolunda rapor düzenlendiğini, adi bir kağıtla 1.100.000.000.-TL. verilmeyeceğini, yazılan imzalı bir mektubun veya yazının altındaki imza üzerine sonradan sıkıştırıldığını iddia ederek alacak doğmadığından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili 25.12.1996 tarihli cevap layihasında; davacının icrada imza inkarında bulunurken bu kez borçlu bulunmadıklarını, boş kağıda atılan imzanın sonradan doldurulduğu iddiasında bulunularak bu davanın açıldığını, oysa İİK.nun 63. maddesine göre borçlunun itiraz sebepleri ile bağlı olduğunu, menfi tespit davası açmaya hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddine %40 dan aşağı olmamak üzere davacının icra inkâr tazminatına mahkum olmasını istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya içindekilerine ve özellikle Adli Tıp Kurumu Başkanlığının yrıntılı, gerekçeli ve kendi içinde tutarlı raporuna göre davanın kısmen kabulü ile davacının davalılara 15.7.1998 günü "Borç Senedi" başlıklı belgeden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, davacının diğer isteklerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Ortada davacının isim ve imzasını taşıyan ve üzerine daktilo ile yazılı olan bir borç senedi mevcuttur.
Davaya konu 15.7.1993 günlük borç senedi altındaki borçlu ismi ile imzanın davacı Musa Şahin ile mahsulü olduğu hususunda taraflar arasında bir anlaşmazlık yoktur. Anlaşmazlık, davacının yazdığı imzalı bir mektubun veya yazının altındaki imza üzerine sonradan sıkıştırılmak suretiyle bir borç senedinin ortaya çıkarılıp çıkarılmdığı yahut doğrudan verilmiş bir borç senedi olup olmadığı noktasına toplanmaktadır.
Borç senedinin üst tarafından kesilme olması davacıyı haklı kılmaz. Davacı tarafından iddiasının ispatı gerekir. İbraz edilen delillerle davacının yazdığı imzalı bir mektubun veya yazının altındaki imza üzerine sıkıştırılma yapılmak suretiyle borç senedinin ortaya çıkarıldığı kabul edilemez. Zira Adli Tıp Kurumu Başkanlığnın faraziyelerine dayalı raporuna itibar edilmesi mümkün değildir. Ne varki, davacının dava dilekçesinde her türlü delil demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğu anlaşıldığından davacıya iddiası hakkında davalılara yemin yöneltmeye hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden davalılar yararına (BOZULMASINA), 19.10.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy