(818 S. K. m. 99)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalının ihaleye çıkardığı bir adet Jeep'i 304.574.000 TL. bedelle satın ve 21.3.1997 günü teslim aldığını, ihale belgelerinde aracın kaporta aksamında %40 oranında hasar bulunduğunun yazılı olmasına rağmen, onarım için götürdüğünde motor ve şanzıman parçalarının mevcut olmadığının ortaya çıktığını, delil tesbiti sonucunda, araçtaki gerçek hasar oranının %85 olduğunun belirlendiğini, aracın bu şekilde kendisine gizli ayıplı olarak ve iğfal suretiyle satıldığını ileri sürerek, satışın iptaline, ödediği 304.574.000 TL. satış bedelinin reeskont faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, satış şartnamesinin 14/2 ve 25. maddelerindeki hükümler karşısında davacının iddialarının dinlenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının satıştan önce aracı bulunduğu yerde dilediği şekilde kontrol ettirme olanağına sahip bulunduğu, gizli ayıp olduğu iddia edilen eksikliklerin biraz dikkatli bir incelemeyle anlaşılmasının mümkün olduğu, şartnamenin 14. maddesi hükmü karşısında davacının satışın iptalini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar, satış şartnamesinin 14. maddesinde, alıcının satıştan sonra satışın bozulmasını istemeyeceği eşyanın hâlihazır durumuyla satışa çıkarılmış olduğu, listelerde hasar oranlarına ilişkin yazılanların sadece bilgi mahiyetinde bulunduğu, alıcının eşyayı yerinde bizzat görerek satışa katıldığının kabul edileceği, alıcının hasar oranlarına hiçbir şekilde itiraz edemeyeceği; 17. maddede ise satış bedelinin tesbitine ilişkin unsurlardan birinin noksan olması veya eşyanın ilanda ve şartname eki listede gösterilen sınır ve evsafa uygun olmaması hallerinde, alıcının süresi içinde satış bedelini yatırmak suretiyle ve eşyayı teslim almadan önce yazılı olarak idareye başvurması ve bunun idarece kabulü halinde satışın bozulabileceği belirtilmekte ve şartname altında davacının imzası bulunmakta ise de; aracın sahibince gümrüğe teslimine ilişkin 6.2.1995 günlü teslim zaptında tek tek sayılan ve araçta mevcut oldukları açıklanan eksiklik ve hasarlar arasında, davacının bu davada varlığını ileri sürdüğü motor ve şanzımandaki eksik ve ayıpların yer almadığı, gerek anılan tutanak içeriğinden ve gerekse davacının istemiyle yapılan delil tesbiti sonucunda düzenlenen 14.4.1997 günlü bilirkişi raporundan açıkça anlaşılmaktadır. Yine bilirkişi raporunda, aracın motor, şanzıman ve eksiklikleri tesbit edemeyecekleri, bunların gizli ayıp niteliğinde oldukları, bu haliyle araçtaki hasar oranının %85, hurda değerinin 30.000.000 TL. olduğu da açıklanmaktadır.
Borçlar Kanununun 99. maddesi hükmüne göre hile veya ağır kusur halinde, duçar olacağı mesuliyetten borçlunun iptidaen beraatını tazammum edecek her şart batıldır. Yasanın bu hükmü karşısında, satış şartnamesinin 14 ve 17. maddelerinde hükümlerin davacıyı bağlamayacağında kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Zira bilirkişi tarafından araçta saptanan ve teslim tutanağında tek tek yazılı bulunanlar arasında yer almayan eksiklik ve kusurlar gizli ayıp niteliğinde olup, bu parçaların aracın sahibi tarafından gümrüğe terk edilmesinden sonra, herhangi bir surette ve idarenin kusuru nedeniyle eksildikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıyı, aracı bu haliyle satın almaya zorlamak hakkaniyete uygun düşmez. Hal böyle olunca, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, olaya uygun düşmeyen gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.02.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy