(818 S. K. m. 73) (1086 S. K. m. 10, 23)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalılar tarafından imzalı 1.500.000.000 TL. bedelli belgeye dayanarak ilamsız takip yaptığını, her iki davalının itirazları ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptal ile takibin devamı % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalılar cevap layihası vermemiş, duruşmalara da gelmemişlerdir.
Mahkemece B.K. 73. maddesinin ticari senetlerde uygulanmayacağı, tediye mahalli de tespit edilmediği, dolayısıyla takibin yapıldığı icra Dairesi'nin yetkisiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK.'nun 23. maddesi hükmüne göre yetkili olmayan bir mahkemede aleyhine dava ikame olunan kimse esasa girişmezden evvel bu bapta itirazda bulunmazsa o mahkeme'nin salahiyetini kabul etmiş addolunur. Olayımızda davalı taraf davaya cevap vermemiş, duruşmaya da gelmemiştir. Dava itirazın iptali ve alacağın tespiti davası bulunduğuna göre bu davada mahkeme'nin davaya bakmaya yetkili olup olmadığı konusunda davalı itirazda bulunmadığı takdirde, o mahkemenin yetkisini kabul etmiş sayılır. İcra dairesinde yapılmış yetki itirazı mahkemede yapılmış kabul edilemez. Öte yandan her ne kadar mahkemece B.K.73. maddesinin ticari senetlerde uygulanmayacağından bahisle icra Dairesi'nin yetkisiz olduğunu, davanın reddine karar verilmişse de dava konusu belge kayıtsız şartsız borç ikrarı içermeyip, ticari senet vasfında değildir ve dava para alacağına ilişkindir. Mahkemece işin esasına girilerek davacının alacaklı olup olmadığının incelenmesi gerekir. İcra Dairesi'nin yetkisiz olduğu tespiti isabetsizdir. B.K.73. maddesi gereği para borçları, sözleşmede aksine hüküm yoksa alacaklının ikametgahında ödenir. HUMK.'nun 10. maddesi uyarınca alacaklının ikametgahı icra dairesi yetkilidir, dolayısıyla davacının ikametgahında yapılmış takip üzerine yine davacının ikametgahında açılmış davada borç ilişkisi incelenerek esas hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına (BOZULMASINA), 8.4.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy