(6570 S. K. geçici m. 6) (2709 S. K. m. 153/5)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, mülkiyeti davalıya ait taşınmazda kiracı olduklarını, 23.1.1998 tarihinde yüürrlüğe giren 4331 sayılı yasaya dayanarak 30 gün içinde yeni bir sözleşme yapılması konusunda yazı gönderdirildiğini ancak anılan yasanın yürürlüğünün Anayasa Mahkemesi tarafından durdurulduğunu, buna rağmen davalının aynı yasaya dayanarak kendilerini ek sözleşmeye yapmaya davet edip, yeni dönem için tek taraflı olarak kira bedeli tayin edilerek sözleşme imzalandığını, Anayasa Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararı ile anılan yasanın uygulanma imkânı kalmadığını ileri sürerek, önceki kira sözleşmeleri gereğince kiracı olduklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacıların zor ve taşınmazdan çıkartılacağı tehdidi altında yeni bir sözleşme imzalamı olmalarının hukuki bir onuç doğurmadığı ve davalı vakfın kira bedellerinin tespiti bakımından her zaman dava açma hakkı bulunduğu gerekçesiyle asıl dava ve birleştirilen davalar yönünden davanın kabulüne, davacıların önceki kira sözleşmeleri ile davalı vakfa ait taşınmazda kiracı olduklarının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 4331 sayılı yasa kapsamında bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Bu yasanın 2. maddesiyle 6570 sayılı yasaya eklenen geçici 6. madde Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün vakıflara ait taşınmazlara ilişkin kira sözleşmeleri yürürlük tarihinden 3 ay sonra sona ereceği hükmünü taşımaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 27.4.1998 tarihi itibarıyla yasa gereğince sona ermiş bulunduğunun kabulü zorunludur. Açılan iptal davası sırasında Anayasa Mahkemesi tarafından yasanın yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiş ise de bu karar 20.5.1998 günlü olup, Resmi Gazetelerin 23.5.1998 günlü sayısında yayınlanmıştır. Anayasa'nın 153. maddesinin 5. fıkrası hükmü uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin vereceği iptal kararları geriye yürümez. İptal kararlarına ilişkin bu kuralın yürürlüğünün durdurulması kararları hakkında evleviyetle geçerli olacağında kuşku yoktur. O halde 4331 sayılı yasanın öngördüğü üç aylık sürenin bitiminden sonra verilen yürürlüğün durdurulması kararının, anılan sürenin dolmasıyla yasa gereğince sona eren bir kira sözleşmesi yönünden herhangi bir hukuksal sonuç doğurmayacağının kabulü zorunludur. Eş söyleyişle sonradan verilen Anayasa Mahkemesi kararı kira sözleşmesinin aha önce 27.4.1998 tarihinde sona ermiş bulunduğu olgusunu ortadan kadramaz. Anayasa Mahkemesi kararının davalı tarafından davacıya tanınan 30 günlük yeni sözleşme yapma süresi dolmadan yayımlanmış olması da bu sonuca etkili değildir. Taraflar arasında yeniden yapılan sözleşmeler geçerlidir. Kaldı ki kira tespitine ilişkin dava da yasada belirtilen bir aylık süre içinde açılmamıştır. Hal böyle olunca, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekir. Eksik incelemeyle ve olaya uygun düşmeyen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi yanlış olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunna kararın yukarıda açıklanan nedenle davalı yararına (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde iadesine, 26.4.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy