(818 S. K. m. 44, 96, 98)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi zerine, ilgililere çağrı kâğıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Avukat F. Ö. geldi, davalı taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, karar için başka gün saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vakıf, davalıya ait 11 katlı binayı 4.2.1997 tarihli protokolde öngörülen noksanlıklar giderilmek kaydı ile satın aldıklarını, satıcı davalının taahhüt ettiği süre içinde oturma iznini ibraz etmediğini, kullanma izninin alınamamasının satıcıdan kaynaklanan ve ilgili mercilerce istenilen birtakım belgelerin verilip işin takip edilmemesinden kaynaklandığını, taşınmazın satın alma amacına uygun olarak kullanılmamasından dolayı vakfın maddi ve manevi zararının doğduğunu, taşınmazın misafirhane, lokal ve vakıf genel merkezi olarak kullanmak imkânndan mahrum kaldığını ileri sürerek, fazlası saklı kalmak kaydıyla 5.000.000 TL tazminatın reeskont faiziyle davalıdan ödetilmesini istemiştir.
Davalı, gayrimenkul satış sözleşmesi yapıldıktan sonra, dava dışı kişi tarafından verilen taahhüdün kendilerini bağlamayacağını, davacı vakfın kendi ihtiyacı için satın aldığı bu taşınmazı kiraya vermek için herhangi bir karar almadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıya satılan taşınmazın oturma izni bulunmaması nedeniyle davalının anılan izni 15 gün içinde almayı 12.2.1997 tarihli belge ile taahhüt ettiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, davalının bu izni dava tarihine kadar almadığı da tarafların kabulündedir. Bu durumda davacının zararı aynı nitelikte bir binayı kiralayabilmek için ödeyeceği kira parasından ibaret olacaktır. Kural olarak davalı 12.2.1997 tarihinden 15 gün sonra başlayarak dönem için davacının bu zararından sorumludur. Ne var ki, davacının da oturma izninin alınması için gerekli teşebbüslerde bulunması ve böylece zararın artmasını önlemesi Borçlar anunu'nun 98. maddesi delaleti hükmü ile aynı kanunun 44. maddesi hükmü gereğidir. Öyleyse mahkemece yeniden seçilecek uzman bilirkişiler aracılığı ile davacının kendisine satılan binanın aynısını kiralaması halinde ödeyeceği kira parasının miktarının saptanması, daha sonra da davalının 15 gün içinde oturma izni almaması nedeniyle, davacının iskân izni alması için teşebbüs etmesi halinde ne kadar sürede bu izni alabileceğinin tespit edilmesi ve bu süreyle sınırlı olarak davacı zararına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemiş olası bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.6.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy