(1086 S. K. m. 388) (818 S. K. m. 106)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı yönetim, bünyesinde yer alan 8 dairenin maliki olan davalının ortak gider payını ödemediğini öne sürerek Nisan 1997 itibariyle 665.000.000 TL. alacağın dava tarihinden itibaren % 10 gecikme tazminatıyla tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kamu Konutları Yönetmeliğinin 28. maddesi gereğince giderlerin konut tahsisi edilenler tarafından ödenmesi gerektiğini bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece 106.012.700 TL. alacağın yasal faizi ile birlikte olay tarihi itibariyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. HUMK.nun 388. maddesi gereğince mahkeme kararında iki tarafın iddia ve savunmasının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, toplanan deliller, delillerin tartışması, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç belirtilerek istek sonuçlardan her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde gösterilmesi gerekir: Oysa mahkeme kararının hüküm fıkrasında "... davacının davalıda 106.012.700 TL. alacaklı olduğu anlaşıldığından, bu miktarın davalı temerrüde düşürülmediğinden gecikme faiz uygulama isteminin reddine, yasal faizi ile birlikte olay tarihi itibariyle birlikte davalıdan, alınıp davacıya verilmesine, davacının fazla isteğinin reddine.." şeklinde kurulan hüküm kendi içinde çelişik ve tereddüt uyandıracak biçimdedir. Faizin hangi tarihten başlayacağı da anlaşılamamaktadır. Bu şekilde tesis edilen hüküm, anılan maddeye aykırıdır. Bozma nedenidir.
3. Tarafların uymak zorunda olduğu Eryaman Toplu Yapı Yönetim Planının V1/2-d maddesi gereğince gecikme tazminatı ödeneceği kabul edilmiştir: Bu itibarla davacı temerrüt tarihinden itibaren alacağına bu oranda gecikme tazminatı isteyebilir: Davacı paranın ödenmesi konusunda davalıya ihtar gönderip temerrüde düşürmemiş ise de 10/3/1996 günlü yazısıyla paranın ödenmesini talep ettiğine göre, bu tarih itibariyle muaccel olan alacakları yönünden temerrüde düşmüş olduğunun kabulü gerekir.
4. Davalıya tahsis edilen konutlarda oturanların bir kısmı tarafından davadan sonra ödenenin de gözönünde tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Birinci bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın ikinci, üçüncü bentte açıklanan nedenle davacı, dördüncü bent gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 27/5/1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy