(2004 S. K. m. 67)
Karar: Davacı, fiilen suyu kullanan davalının sarf ettiği su borcunu ödemediğini öne sürerek toplam 468.799.486 TL. lik icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı kişisel aboneliği kiracılığı bulunmadığını suyu kullanmadığını bildirerek davanın husumetten reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı ASKİ İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında abonman sözleşmesinin yapıldığı kanıtlanamamış ise de bedeli istenen suyun tüketildiği dönemde davalının suyun bağlı bulunduğu taşınmazda kiracı olduğu 20.1.1993 başlangıç tarihli kira sözleşmesinden açıkça anlaşılmaktadır.
ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 51. maddesi hükmüne göre abone sözleşmesi yürürlükte iken suyu açık olan bir abonelikte ASKİ Genel Müdürlüğünün hizmetlerinden yararlananlar yeni bir abone sözleşmesi yapmadıkları takdirde mükerrer bir tahsilata meydan verilmemek koşuluyla sayacın en son kaydettiği miktara kadar tahakkuk edecek su bedelinden sorumludur. Bu nedenle davalının hissesini devrederek kiralanandan ayrıldığı Nisan 1996 tarihine kadar tahakkuk eden su bedelinden sorumlu tutulması gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden isteğin reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan gerekçe ile davacı ASKİ idaresi yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.02.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy