(1136 S. K. m. 163, 164) (4721 S. K. m. 2)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalının vekili sıfatıyla üzerine düşen edimini yerine getirdiğini belirtilerek vekalet ücreti alacağı için başlatmış olduğu takibe yapılan itirazın iptalini %50 inkar tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı avukatın vekalet ücretini ancak bankanın alacağının borçludan tahsil edildikten sonra isteyebileceğini, sözleşmeye göre davacı alacağının mevcut olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak icra takibinin 843.557.484 TL üzerinden devamına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı avukat, davalı bankaya verdiği 25.11.1996 tarihli taahhütname başlıklı belgenin 3. maddesinde; bağlı bulunduğu baro gözetilerek avukatlık asgari ücret tarifesine göre hasma yükletilecek vekalet ücretinin banka alacağının her türlü masrafı, faizi, gider vergisi ve ücreti vekalet ile birlikte tamamen tahsilinden sonra %70'inin kendisine ödeneceğini başka bir ücret talebinde bulunmayacağını açıkça kabul ettiği gibi aynı maddenin (b) bendinde de banka tarafından alacağa mahsuben taksitlendirilme veya borçlu tarafından ödeme yapılmak suretiyle kısmi tahsilat sağlanması halinde yapılan tahsilatın takip tutarına oranı esas alınarak vekalet ücretinin bu oran dahilinde ödeneceğini, 5. madde ile de bankaca borçluya mehil verilmesi ve takibin geçici olarak ertelenmesi hallerinde herhangi bir talepte bulunmayacağını vekalet ücretinin borçludan tahsilini beklemeyi de kabul etmiştir. Bu sözleşme hükümlerine göre davacı avukat vekil-müvekkil ilişkisi yönünden müvekkilinden herhangi bir ücret istenmeyerek sonuçlandırıp tahsilat yaptığı icra dosyalarından ise hasma tahmili gereken vekalet ücretinden bir kısım masraflar çıktıktan sonra bakiyenin %70 ile iktifa edecek dahası müvekkil banka borçluya ödeme konusunda mehil verdiğinde bu paraların tahsil edilmesini de vekalet ücreti yönünden bekleyecektir.
Davacı avukattır. Avukatlık yasasının 163 ve 164. maddelerinden açıklanan sınırlamalar avukatları değil, avukatlarla vekalet ilişkisine giren ve onlarla ücret konusunda sözleşme yapma durumunda kalan müvekkilleri himaye amacıyla konulmuş bulunan hükümlerdir. Davacı avukat, davalı bankaya vermiş olduğu taahhüdün anılan yasa hükümlerine aykırı olduğunu mesleği gereği en iyi bilmesi gereken kişidir. Geçersiz bulunan bu taahhütnameye göre davalı tarafından verilen işleri takip etmiştir. Bu aşamadan sonra taahhüdünün aksine Avukatlık Yasasının 163 ve 164. maddeleri hükümlerine dayanarak bu sözleşmenin geçersizliğini ileri sürdürmesi Medeni Kanunun 2. maddesindeki dürüstlük kuralları ile bağdaşmaz. O nedenle anılan taahhüt davacı avukat yönünden bağlayıcıdır. Davacı bu nitelikteki bir taahhüdün sonuçlarına da katlanmak yükümlülüğündedir. Nitekim benzer olaylarda Dairemizin sapma göstermeyen uygulamaları da bu doğrultudadır. Mahkemenin taahhütnamenin geçersizliğini kabul etmesi o nedenle doğru değildir. Öte yandan taahhütname hükümleri gereğince takip ve davaya konu icra takiplerinde henüz yapılmış bir tahsilat da bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının taahhütnameye dayalı olarak takip edebileceği miktar yönünden de taahhütnamede öngörüldüğü şekilde henüz takip hakkı doğmamıştır.
Tüm bu açıklanan nedenlerle dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hüküm temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy