(818 S. K. m. 44, 98)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, kendisine ait 4 ve 5 nolu daireleri davalının 2.9.1996 tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi ile aylık 1200 DM. na kiraladığını, üç aylık kira parasını peşin veren davalının bu sürenin bitiminde haklı bir neden olmaksızın akdi tek taraflı feshederek iki taşınmazı tahliye ettiğini, aynı koşullarla taşınmazlarından birini 1.6.1997 tarihli kira sözleşmesi ile aylık 500 DM. diğerini de 26.5.1997 tarihli kira sözleşmesi ile aylık 40.000.000 TL.ye kiralayabildiğini kira sözleşmesinin tek taraflı ve haksız olarak bozulması nedeniyle zarara uğradığını, uğradığı zararın yeniden kiralanması için geçen 6 aylık sürede mahrum kaldığı kazanç ile eksiz kira sebebiyle iki yıllık sürenin sonuna kadar mahrum kalacağı zarar olmak üzere toplam 10.405 DM. nin fiili ödeme günündeki Türk lirası karşılığının davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Taraflar arasında başlangıçta 2.9.1996 başlangıç tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesinin yapıldığı ve 1.2.1996 tarihinde davalı tarafça tek taraflı kira sözleşmesinin feshedilerek, kiralananın boşaltıldığı konularında uyuşmazlık yoktur. Bu gibi durumlarda kiracı kural olarak kira akdinin bitimine kadar gerçekleşecek kira paralarını kiralayana ödemekle yükümlüdür. Ne var ki, Borçlar Kanunun 98/2 maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 44. maddesi hükmü uyarınca kiralayanda davalı kiracının zararının artmasını önlemek amacıyla kendisinden beklenen ihrama mı ve gayreti göstermeli, kiralananın yeniden aynı koşullarla kiraya verilebilmesi için gereken tedbirleri almalıdır.
Davacı çabalarına rağmen taşınmazı kiraya veremediğini, dairelerden birini 1.6.1997 tarihinde aylık 500 DM. diğerini 26.5.1997 tarihinde aylık 40.000.000 TL. bedelle kiraya verebildiğini öne sürerek davalının haksız feshi nedeniyle uğradığı zararın tazminini bu davada istemiştir. 2.9.1996 tarihli sözleşmedeki o günkü rayicine göre tespit edilen kira paranın tarafların sözleşmeye yansıyan iradeleri aksine hiç bir somut delil olmadan rayicin üzerinde bir bedel olduğunun kabulü hukuken mümkün değildir. O nedenle hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişinin bu yoldaki düşüncesine itibar edilemez.
Dairemizin sapma göstermeyen ve kararlılık kazanan uygulamaları doğrultusunda mahkemece yapılacak iş; 1.12.1996 tahliye tarihinden itibaren kiralananın taraflar arasındaki 2.9.1996 tarihli kira sözleşmesindeki koşullarla ne kadar süre içerisinde kiraya verilebileceği bu konuda uzman bilirkişi kurulu marifetiyle öncelikle saptamak ve saptanacak süre 26.5.1997 tarihinden önceye ait ise, bu süre ile sınırlı olmak üzere, davalının kira parasından sorumlu olacağını kabul edip, buna göre hüküm kurmak saptanacak süre, kiralananların davacı tarafından, dava dışı 3. kişilere kiraya verilmesinden sonraki dönemi kapsıyor ise bu defa ayrıca davacının 3.kişilerden elde ettiği kira parası mahsup edilmek suretiyle bu dönemdeki fark kira parasından da davalının sorumlu olacağı gözetilerek böylece hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmekten ibarettir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy