(2004 S. K. m. 69, 72/2)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı tarafından düzenlenen doğalgaz faturalarında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 1995/1 sayılı tebliğinde öngörülen % 30 oranındaki üst sınıra uyulmamak suretiyle fazla para alındığını ileri sürerek, 160.000.000 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak davacı tarafından dayanılan 1995/1 sayılı tebliğin Danıştay tarafından iptal edildiği ve bu nedenle dayanağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, davalı tarafından düzenlenen doğalgaz faturalarında Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nın 1995/1 sayılı tebliğinde öngörülen üst sınırın aşıldığını ve bu şekilde fazla para alındığını ileri sürerek, geri alma isteminde bulunmuş ve böylece istemini anılan Bakanlık tebliğine dayandırmıştır. Davanın açıldığı 24.10.1996 tarihinde söz konusu tebliğin yürürlükte bulunduğu ve bu tebliğin davalıyı doğalgaz satış fiyatlarını belirlemede belirli bir sınırlamaya tabi tuttuğu açıktır. Yargılama devam ederken, söz konusu tebliğ, Danıştay 10. Dairesi'nin 16.3.1998 tarih, 1995/5447-1998/1162 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve iptal kararı kesinleşmiştir. Danıştay ve İdare Mahkemelerince bir idari işlemin iptali hakkında tesis edilen hükmün o işlemi geriye yürürlü olarak ortadan kaldırması ve yürürlük tarihinden itibaren hukuk aleminden silmesi karşısında mahkemenin bozmaya uymak ve bu gerekçeyi göstermek suretiyle geri alma istemini reddetmiş olması doğrudur. Ne var ki mahkemece davanın reddine ilişkin kararda davalının yaptığı yargılama giderleri davacıya yüklendiği gibi, davalı yararına avukatlık ücretine de hükmedilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki; dava tarihi itibariyle söz konusu Bakanlık tebliğinin yürürlükte bulunması ve davanın sonradan verilen bir iptal kararı nedenine dayalı olarak reddedilmiş olması karşısında, davacının yargılama giderlerine ve bu meyanda avukatlık ücretine mahkum edilmesine hukuken olanak yoktur. Çünkü davanın taraflarından birinin, diğer tarafça yapılan yargılama giderini ödemekle yükümlü tutulabilmesi, ancak o giderin yapılmasına haksız olarak sebebiyet vermiş olması halinde mümkündür. Davacı, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan bir tebliğe dayanarak geri alma isteminde bulunduğuna göre, sonradan bu tebliğin iptal edilmesi nedeniyle, davanın reddi durumunda yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilemez. Mahkemece bu yön gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi yanlış olup, bozma nedenidir. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK'nin 438/d maddesi gereğidir.
Sonuç: Birinci bentte açıklanan nedenle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının avukatlık ücretine ve davalının yaptığı yargılama giderlerinin davacıdan alınmasına dair üçüncü bendin hükümden çıkartılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasına, 30.09.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy