(634 S. K. m. 20, 28) (YHGK. 01.11.2000 T. 2000/13-1314 E. 2000/1606 K.)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflar adına kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, İzmir Karşıyaka ilçesi deniz Bostanlı mevkiinde bulunan 22269/1 ve 25212/1 ada ve parsel üzerinde inşa edilmiş Mavişehir adıyla bilinen Toplu Konutların tek bir yönetim planı ile yönetildiğini, davalı Blok yönetiminin bu yönetim planı uyarınca ödemesi gereken ortak yerler gider payını kendi kapsamındaki bağımsız bölüm maliklerinden toplayarak ödemediğini, aleyhine yapılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini öne sürerek, davalı itirazının iptaline, icra takibinin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın tarafların davada taraf ehliyetlerinin bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davalı Yönetim Kurulunun kat maliklerinin vekili statüsünde bulunduğu borcun vekilden değil, asilden istenmesi gerektiği asıl borçlunun da kat malikleri olduğu bu nedenle davalının davada taraf ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Ülkemizde yaşanan ekonomik ve sosyal gelişme ile nüfus artışının işyeri ve konut ihtiyacını doğurduğu bu ihtiyacın karşılanması amacıyla gerek devlet kuruluşları, gerekse özel girişimciler eliyle birden çok taşınmaz üzerine ayrı ayrı bloklar halinde toplu yapıların inşa edildiği bilinen gerçektir. Bu nitelikteki toplu yapılaşmalarda, çoğunlukla her parsele bir blok apartman yapılmakta bu blok apartmanlarda toplu yapının bir bölümünü teşkil etmektedir. Tek bir parsel üzerine inşa edilmiş blok apartmandaki bağımsız bölümler için Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri uyarınca kat irtifakı veya kat mülkiyeti tesis edilmekte bu blok yönetimiyle ilgili uyuşmazlıklarda anılan Yasa hükümleri uygulanarak çözümlenebilmektedir. Ancak bu blokların oluşturduğu toplu yapının yönetimiyle ilgili uyuşmazlıklarda ise Kat Mülkiyeti Kanunu, Medeni Kanunun toplu mülkiyete ilişkin hükümleri veya Kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Oysaki toplu yapının kendini oluşturan Blok apartmanlara ait ortak yerler dışında Tüm Toplu Yapı kapsamındaki bağımsız bölüm maliklerinin kullanımına terk edilmiş, kanalizasyon ısıtma aydınlatma, eğitim, spor park ve bahçe gibi ortak tesis ve alanlarının bulunduğu da bilinmektedir. Bu ortak tesis ve alanlarının amacına uygun olarak bir disiplin dahilinde kullanılmaları, bakım ve onarımlarının yapılması, bakım ve onarımlar için gerekli giderlerin toplanıp harcanmaları Toplu Yapı Yönetimini zorunlu kılmaktadır. Ne var ki yürürlükte bulunan yasalarımızda toplu yapı yönetiminin oluşumuna görev ve sorumlulukları kapsamındaki blok apartman yönetimleriyle ilişkilerine görev sorumluluğu içinde davada taraf ehliyetine sahip bulunduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir. O nedenle de açıklanan konularda ve özellikle davada taraf olabilme ehliyeti konusunda yasal boşluğun varlığı kabul edilmelidir. Halen yürürlükte bulunan davada taraf ehliyetinin varlığını tespit eden yasa kuralları esas alınarak davacı ve davalı yönetimlerin tüzel kişiliklerinin bulunmadığı ve dolayısıyla davada taraf olabilme ehliyetlerine sahip olmadıklarının kabulü, somut olaydaki uyuşmazlığı veya benzer nitelikteki uyuşmazlıkları çözümsüzlüğe terk etme sonucunu doğurur. Şu durum karşısında mahkemenin M.K. nun 1. maddesinden kaynaklanan görevi gereği olarak, benzer kurum ve kuruluşlar için yasalarımızda öngörülen düzenlemelerden örnekleme yoluyla yararlanarak hak ve adalete usul ve dava ekonomisine tüm toplu yasa bağımsız bölüm maliklerini bağlayıcı nitelikteki sözleşme mevcut ise bu sözleşme hükümlerine uygun toplu yapı içinde sosyal barışı sağlayıcı bir çözüm bulması bunun sonucuna uygun karar vermesi gerektiğinde duraksanmamalıdır.
Somut olayda, Mavişehir Toplu Yapı alanı ile ilgili olarak bir yönetim planı olduğunu davacı Yönetim ile davalı Yönetimin de bu yönetim planı hükümlerine göre oluşturulmuş olduğu anlaşılmaktadır. Her bloktaki bağımsız bölüm maliklerini Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerince bağlayıcı olan bu yönetim planı, bloklardan oluşan Toplu Yapı Bağımsız bölüm maliklerini de bağlayıcıdır. Aksine bir iddiada davada ileri sürülmemiştir. Öyle ise bu yönetim planı Toplu Yapı bağımsız bölüm malikleri için bir sözleşme hükmündedir. Bu sözleşme ile tüm bağımsız bölüm malikleri hak ve borçları kendilerine ait olmak üzere Toplu Yapı Yönetimine, blok bağımsız bölüm malikleri de aynı şekilde Blok Yönetimine kendileri temsil yetkisi vermiş sayılırlar. Böyle olunca da anılan yönetimlerin, sözleşmeden kaynaklanan bu temsil görevleri dahilinde davada taraf ehliyetine sahip bulunduklarının benimsenmesi en uygun çözüm olacaktır.
Mahkemece somut olayın açıklanan özelliği göz ardı edilerek, işin esasına girilip bir karar verilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan mahkemece kararının davacı yararına BOZULMASINA, 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.02.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy