(6570 S. K. m. 7, 9, geçici m. 6)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olark verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı iradeye ait taşınmazda kiracı iken, 4331 sayılı Kanun gereğince kira sözleşmesinin sona erdirildiğini ve 30 günlük süre içinde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, buna rağmen davalı tarafından tahliyesinin talep edildiğini bildirerek anılan taşınmazda kiracı oluduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının yeni kira parasını ödemediğini ve Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceğini davacının fuzul şagil olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile anılan taşınmazdan eski kira sözleşmesi nedeniyle kiracılığının tespitine karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delilere yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirine bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı 18.5.1998 tarihli ihtarı ile davalının tebliğ ettiği koşullarla kira sözleşmesi yapmaya hazır olduğunu bildirmiştr. Ancak 27.4.1998 tarihinden itibaren 30 günlük süre içerisinde kira bedelinin indirilmesi konusunda bir dava açmamıştır. 27.4.1998 tarihi itibariyle taraflar arasında mevcut olan önceki kira sözleşmesi sona ermiş ise de davacının kiracılık sıfatı 30 günlük süre ile sınırlı olmak üzere askıda bırakılmıştır. Davacı bu süre içerisinde idarenin bildirdiği değer üzerinden kira sözleşmesi yapmak veya kira bedelinin tenzili konusunda dava açmak ve bu kararın kesinleşmesinden itibaren 30 gün içinde kira sözleşmesi yapmak durumundadır. 27.4.1998 tarihinden itibaren 30 günlük süre içinde sözleşme yapmamaşı veya, kira beldelinin tenzili konusunda da dava açmamış ise şagil sayılır. Somut olaylada davacı 30 günlük süre içinde kira sözleşmesi yapmaya hazır olduğunu davalıya bildirmiş davalı ise bu halde yasal olarak davacı ile sözleşme yapmak mecburiyetinde olmasına karşın onarım yapılacağı gerekçesi ile sözleme yapmaktan kaçınmıştır. Davalının böyle bir gerekçe ile sözleşme yapmaktan kaçınmaya hakkı yoktur. Davacıya yapılan teklifi ile bağlıdır. Davacı tarafından koşullu dahi olsa bu teklif edildiğine göre taraflar arasında yeni bir kira ilişkisi kurulmuştur. Davacı bu kira ilişkisi nedeniyle kiralananda kiracıdır. 27.4.1998 tarihli itibariyle kanunen sona eren kira akti nedeniyle kiracılığı söz konusu olamaz. Anayasa Mahkemesinin yürürlüğün durdurulması ve iptaline ilişkin kararı da bu olayda geriye etkili değildir. Şu durumda mahkemece davalı idare tarafından davacıya bildirilen bedel üzerinden taraflar arasında yeni bir kira akdinin oluştuğu kabul edilerek buna göre davacının kiracılığının tespitine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yürürlükten kalkan eski kira sözleşmesi gereğince kira olduğunun tespitine karar verilmesi Usul ve Kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz olunan hükmün davalı yararına (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde iadesine, 13.12.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy