(818 S. K. m. 96)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili geldi diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra, karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının TCDD'na ait taşınmazdaki hangarın kiracısı iken, bu yeri 29.7.1997 tarihli sözleşme ile kendisine devrettiğini ve devir bedeli olarak 600.000.000.- TL'yı davalıya verdiğini, davalının devire konu kiralanan TCDD bünyesindeki kaydını bu tarihten itibaren 1 yıl içinde devretmediği takdirde 3.000.000.000.-TL cezai şart davalıya ödediği 600.000.000.-TL devir bedeli, taşınmaza kapı yaptırmak için yaptığı masraf olan 100.000.000.-TL ile 29.7.1997-28.7.1999 tarihleri arasında TCDD'na ödediği 583.900.0000.-TL kira bedeli olma üzere toplam 4.283.900.000.-TL'yı ödemesi gerektiğini ileri sürerek 4.283.900.000.-TL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, kira sözleşmesinde devir yetkisinin olmadığını davacının bildiğini, bu itibarla davacının ortakmış gibi gösterilerek dava konusu yerin fiilen davacı tarafından kullanılmasının kararlaştırıldığını ve bu amaçla TCDD ile çeşitli yazışmalarda bulunduğunu ve akabinde davacının kiracılık sıfatını kazandığını ve bu itibarla devir yükümlülüğünün yerine getirildiğini savunmuş ve davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; bilirkişi düşüncesi benimsenmek suretiyle, davalının devir edemeyeceğini bildiği halde devretme taahhüdünde bulunduğu ve bu nedenle cezai şarttan sorumlu olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle 3.000.000.000.-TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine karar vermiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ve 29.7.1997 tarihinde tanzim edildiği anlaşılan "devir sözleşmesidir" başlıklı sözleşme, borç doğurucu bir sözleşme olara hukuken geçerlidir. Devreden davalının, dava dışı TCDD ile yapmış olduğu kira sözleşmesinde devir yasağının bulunması, taraflar arasındaki bu sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz. Davacı, devir sözleşmesinde öngörülen ceza koşulunun diğer istek kalemleriyle birlikte bu davada ödetilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının dava konusu taşınmazda halen TCDD'nin kiracısı olduğu kabul edilerek davacının talep ettiği ve ödediğini öne sürdüğü kira paralarınında ödetilmesi istemi reddedilmiştir. Davacının, dava dışı TCDD'nın kiracısı olduğu saptandığına göre davalının sözleşmede öngörülen edimini ifa ettiğinin ve davacının da ifayı bu şekli ile benimsediğinin kabulü gerekir. Ne var ki 29.7.1997 günlü sözleşmede bir yıl içinde bir edimin yerine getirilmemesi hali için ceza öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Dosya içinde mevcut belge ve bilgilerden davalının bu süre içinde davacıyı ortak kiracı olarak kabul etmeleri için kiralayan dava dışı TCDD na başvurduğunu, bu başvurusunun TCDD Kira Komisyonunun 23.9.1997 tarih ve 198 sayılı kararı ile kabul edildiği ve bu kararın hemen akabinde davacının 17 Kasım 1997 tarihli dilekçe ile yine TCDD'na davalı ile ortak olmak istediğini bildirdiği ve bu ortak girişimler sonucu olarak da davacının kiralananda kiracılık sıfatını iktisap ettiği ve halende kiralananı işletmekte olduğu sabittir. Hal böyle olunca davalının sözleşmede üstlendiği edimini yerine getirmediğinden de söz etmek mümkün değildir.
Mahkemenin mevcut delilleri değerlendirmesi mesleğinin gereği bulunmasına karşın, bu konuda uzman olmayan inşaat mühendisinden düşünce alarak ve bu düşünceyi benimseyerek davanın tümden reddi yerine yazılı şekilde ceza koşuluna ilişkin talebin kabulüne karar vermiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açılanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 65.000.000.- TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 29.1.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy