(818 S. K. m. 43, 49)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, kiracısı bulunduğu davalıya ait dükkanda tuhafiyecilik yapmakta iken davalının dükkanı boşalttığını öne sürerek 1.750.000.000 TL maddi, 750.000.000 TL manevi zararının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının işlerinin bozulması nedeniyle dükkanı kendisinin boşalttığını öne sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı tarafından yapılan icra takibinden önce davacının dükkanı boşalttığının tanık beyanlarıyla anlaşılmış olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kiracının, kiralanandan tahliyesine ilişkin tahliye taahhüdü 9.9.1992 tanzim tarihli olup 1.9.1995 tarihinde tahliyeye ilişkin bir taahhüttür. Davalı kiralayan her ne kadar bu taahhütnameye dayalı olarak süresi içinde bir icra takibinde bulunmuş ise de bu takibin sürüncemede bırakıldığı bir dönemde davacı, kiracı ile yeniden anlaşarak 1.9.1996 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli yeni bir kira sözleşmesi yapmıştır. Bu yapılan kira sözleşmesi, 9.9.1992 tarihli taahhütnameyi ve buna dayalı yapılan icra takibini artık semeresiz bırakmış hukuken ortadan kaldırmıştır.
Taraflar arasında 1.9.1996 tarihli sözleşme ile yeni bir kira ilişkisi kurulmuştur. Ne var ki bu kira sözleşmesi devam ederken ve 1.9.1997 tarihinde kanunen yeniden bir yıl süre ile uzatılmış sayılmasına rağmen, davalı kanuna aykırı bir şekilde, ortadan kalkmış bulunan taahhütnameye dayanarak davacının kiracılığına 31.10.1997 tarihinde fiilen son vermiştir. Davacı bu davada, davalının bu eylemi nedeniyle kazanç yoksunluğuna maruz kaldığını ve manen de zarar gördüğünü öne sürerek davaya konu tazminatları istemiştir.
Bu durumda mahkemece özellikle 31.10.1997 tarihinden itibaren kiracının, davalı ile olan kira sözleşmesindeki koşullarla aynı nitelikte bir işyerini ne kadar süre ile kiralayabileceği konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle saptanmalı, bu süre ile sınırlı olarak davacının kar yoksunluğundan mahrum kaldığına ilişkin delilleriyle varsa davalının karşı delilleri alınmalı, sonuçta davacının kazanç yoksunluğundan dolayı uğramış olduğu bu zararı mevcutsa hüküm altına alınmalıdır. Ayrıca davalının bu eylemi nedeniyle davacının manevi tazminat istemine hakkı bulunup bulunmadığı da tartışılıp değerlendirilmelidir. Mahkemenin taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesinde ve delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşerek yazılı şekilde karar vermesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.01.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy