(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 194)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, bankadan aldığı krediye kefil olan davalının, banka tarafından yapılan icra takibi sırasında 1.500.000.000.TL ödeme yapması sebebiyle davalıya protokolle toplam 2.000.000.000.TL bedelli dört adet çek verdiğini, ancak davalının bir bahane ile aldığı protokolü iade etmediğini öne sürerek davalıya 2.000.000.000.TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu borçla ilgili icra takibinin İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nde yapıldığını ve İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunu bildirip yetki itirazında bulunmuş, ayrıca aynı borçla ilgili olarak İzmir 7. İcra Tetkik Mercii'nde konusu ve taraflar aynı olan davanın halen görülmekte olduğunu bildirip, derdestlik itirazında bulunmuş ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, süresinde yapıldığından yetki itirazının reddine, derdestlik itirazı haklı görülerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dilekçesi davalıya 26.10.1999 gününde tebliğ edilmiş, davalı 10.11.1999 günlü celseye katılmış, müteakip celse arasında verdiği 19.11.1999 tarihli dilekçesinde aynı konunun İcra Tetkik Merciinde dava konusu edildiğinden bahisle derdestlik itirazında bulunmuştur. Hemen belirtelim ki derdestlik itirazı ilk itirazlardandır ve cevap süresi içerisinde yapılması gerekir. Davalının derdestlik itirazını süresi içerisinde yapmamış olmasına rağmen mahkemece bunun süresinde yapılmış gibi kabul edilerek yazılı biçimde karar verilmiş olması usule ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Dava, genel hükümler uyarınca açılmış menfi tespit davasıdır. Aynı konuya ait ve aynı taraflar arasında olsa bile İcra Tetkik Merciinde açılan dava, genel hükümler uyarınca açılan menfi tespit davası için derdest dava olarak kabul edilemez. Kaldı ki İcra Tetkik Merciinde açılan dava, 25.10.1999 gününde açılmış olup bu dava ise 13.10.1999 gününde açılmıştır. O sebeple de derdestlik itirazının bu davada kabulü doğru değildir. Mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde derdestlik sebebiyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
3- Kabul şekli bakımından HMUK. 194 maddesi hükmü uyarınca aynı davanın sair mahkemede derdesti rüyet olduğuna müstemit itirazı iptidaniyenin kabulü halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği yerde, yazılı biçimde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1, 2 ve 3. Bentlerde açıklanan sebeplerle temyiz edilen mahkeme kararının temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine 02.05.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy