(818 S. K. m. 355)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Birol Yence ile davalı vekili avukat Ayhan Serdar'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalı tarafından yaptırılan ve kendilerinin yönetim kurulu üyesi bulundukları 5. Blokta, yapım bozuklukları ve eksiklikler olduğunu, bunun kat maliklerini mağdur ettiğini ve can güvenliklerini tehlikeye düşürdüğünü, yaptırılan delil tesbitiyle bozukluk ve eksikliklerin toplam bedelinin 17.019.984.328 TL. olarak belirlendiğini ileri sürerek, bu miktarın dava tarihindeki fiyatlar üzerinden baliğ olduğu 30.000.000.000 TL.nin ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın tüm kat malikleri tarafından açılması gerektiğini, zamanaşımının da gerçekleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, binadaki ayıplardan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davanın ancak kat maliklerince açılabileceği, yönetici durumundaki davacıların böyle bir yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- İleri sürülüş şekline göre, davadaki istek, davalının satıcısı olduğu binanın ortak yerlerinde mevcut bulunan ve davalı tarafından giderilmeyen eksiklik ve bozukluklar nedeniyle tazminat ödetilmesine ilişkindir. Mahkemenin, bu nitelikteki bir davanın yöneticiler tarafından açılamayacağına ilişkin kabulü ve gerekçesi doğrudur. Gerçekte de, gerek binanın ortak yerlerindeki ve gerekse her bir bağımsız bölümde mevcut ayıplardan dolayı tazminat isteme ve bunun için dava açma hakkı, sadece o binadaki bağımsız bölümlerin maliklerine aittir. Her bağımsız bölüm maliki, kendisine ait bölümdeki ayıplar için tazminat isteyebileceği gibi, ortak yerlerdeki ayıplardan dolayı da, kendi arsa payı oranında talepte bulunabilir. Belirtelim ki, binanın ortak yerlerine ilişkin tazminat davasının, tüm bağımsız bölüm maliklerince birlikte açılması zorunlu değildir; malikler arasında böyle bir dava yönünden zorunlu dava arkadaşlığı yoktur. Eş söyleyişle, binanın ortak yerlerindeki ayıplardan dolayı, her bir bağımsız bölüm malikinin kendi payıyla sınırlı olarak, aktif dava ehliyeti mevcuttur. Yönetim kurulu üyeleri sıfatıyla dava açmış olan davacıların, aynı zamanda o blokta bağımsız bölüm maliki oldukları anlaşılmaktadır. Bunun tersi davalı tarafından ileri sürülmemiştir. O halde mahkemece, işin esasına girilerek, tarafların delil ve karşı delilleri toplandıktan sonra, varsa eksiklik ve ayıplardan dolayı davalının sorumlu tutulacağı tazminat tutarından, davacıların arsa paylarına isabet eden miktarların ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözden kaçırılarak, yazılı şekilde karar verilmesi yanlış ve bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda birinci bent gereğince davacıların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın ikinci bentte açıklanan nedenle davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 65.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 09.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy