(2762 S. K. m. 27)
Dava: Taraflar arasındaki taviz bedeli davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Sami Cevher ile davalı vekili avukat Mehmet Pirinçci'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, maliki bulunduğu taşınmazın tapu kaydında Mihrişah Valide Sultan Vakfı şerhinin bulunması nedeniyle, davalının kendisinden taviz bedeli aldığını, anılan vakfın sadece aşar ve rüsumatı vakfedilen gayrısahih vakıflardan olduğunu o nedenle de taviz bedeline tabi bulunmadığını ileri sürerek, ödediği 2.291.900.000 TL.nin yasal faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, tapu kaydında şerhi bulunan vakfın sahih vakıflardan olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak, dava konusu vakfın sahih vakıflardan olduğu ,taviz bedeline tabi bulunduğu benimsenmiş ve davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın tapu kaydında, Mihrimah Valide Sultan Vakfı şerhinin bulunduğu, davalının buna dayanarak davacıdan taviz bedeli aldığı uyuşmazlık konusu değildir. Hemen belirtilmelidir ki, Dairemizin sapma göstermeyen kararlarında ve öğretide kabul edildiği üzere, davalı idarenin, sadece aşar ve rüsumatın vakfedildiği gayrısahih vakıflar yönünden taviz bedeli isteyebilmesine olanak veren herhangi bir hukuksal dayanak bulunmamaktadır. Davalının dayandığı 4103 Sayılı Kanun da, bu yapıdaki vakıflar yönünden uygulanabilir nitelikte değildir. Hal böyle olunca, öncelikle taşınmazın tapu kaydında şerhi bulunan Vakfın niteliğinin saptanması zorunludur. Her ne kadar Mahkemece bu yönde bir bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve alınan 4.10.1999 günlü bilirkişi raporunda, sonuç olarak söz konusu vakfın sahih vakıflardan olduğu belirtilmiş ise de, varılan bu sonucun gerekçe ve dayanakları tutarlı, bilimsel ve denetime elverişli bir biçimde gösterilmemiş, özellikle de, yapılan açıklamalar ile varılan sonuç arasındaki ilişki tam bir açıklıkla ortaya konulmamıştır. Öte yandan, söz konusu bilirkişi raporundaki bazı açıklamaların, aynı bilirkişinin benzer davaların dosyalarında hazırladığı başka raporlardaki açıklamalarla kısmen çeliştiği de, dosyaya sunulan diğer rapor örneklerinden anlaşılmaktadır. Bu haliyle, bilirkişi raporu hükme yeterli değildir. Mahkemece yapılması gereken iş, bu konuda uzmanlığı bulunan üniversite öğretim üyeleri arasından seçilecek yeni bir bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla, vakıf senedi incelenmek ve varsa tarafların bu konudaki delil ve karşı delilleri de istenip toplandıktan sonra tümü birlikte değerlendirilmek suretiyle, anılan vakfın niteliğinin denetime elverişli bir biçimde saptanması; sadece aşar ve rüsumatın vakfedildiği gayrısahih vakıflardan olduğunun belirlenmesi halinde ödenen taviz bedelinin istirdadına, aksi takdirde ise, taviz bedeline tabi bulunduğu benimsenmek suretiyle şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesinden ibarettir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine 16.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy