(818 S. K. m. 213)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacılar, davalının 5.11.1984 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı Alican Çoban'dan satın aldığı 1134 parsel numaralı taşınmazın toplam % 68'lik hissesini 1.10.1996 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalıdan satın alıp bedelini ödediklerini, ancak davalının bu taşınmazı daha dışı Haydar Erdoğan isimli şahsa sattığını ve bu nedenle davalının edimini yerine getirmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek satın aldıkları hisselerin dava tarihindeki değeri olan 8.000.000.000 liranın en yüksek banka reeskont faizi ile tahsilini istemişlerdir.
Davalı, davacılardan Mehmet Kurt, Oktay Bilgin ile dava dışı Alican Çoban'a 136 tane koyun verip karşılığında dava konusu taşınmazı satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, davacıların bu taşınmazı daha sonra başka şahıslara da sattığını, kendisinin okur-yazar olmamasından yararlanarak 1.10.1996 tarihli sözleşmeyi yaptıklarını savunmuş ve davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; taşınmazın tapuda dava dışı 3. şahıslar adına kayıtlı olduğu, bu durumda davacılara satılan hissenin ferağının verilmesinin mümkün olmadığı ve bu nedenle sözleşmenin geçersiz olup davacıların verdikleri bedeli denkleştirici adalet ilkesine göre geri almalarının mümkün olduğu ve bu miktarında bilirkişi raporunda belirlenen 242.321.000 TL olduğu gerekçe gösterilerek 242.321.000 TL.nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacılar ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı 5.11.1984 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı taşınmazı bilahare 1.10.1996 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davacılara satmıştır. Sözleşmeler resen noterde düzenlenmiş bulunmaktadır. Taşınmazın hisseli olması taşınmazın satışının vaad edilmesine engel olmadığı gibi satış vaadinde bulunulduğu tarihte satışı vaad edenin malik olmasını da gerektirmez. Malik olmayan kişi dahi bir taşınmazın satışını vaad edebilir. Satışı vaad edilen taşınmazın daha sonra başka şahıslara satıldığına dair davacı iddiasına karşı konulmadığına göre davacılar bu vaadin gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği tarihteki değerini tazminat olarak talep edebilirler. O halde mahkemece davalının davacılara yapmış olduğu satış vaadi sözleşmesinin imkansız hale geldiği tarih belirlenerek bu tarihteki taşınmazın değeri tespit edilmeli ve ona göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davacılar ve davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.04.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy