(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıya ait taşınmazda kiracı olarak oturduğunu, 4.10.1997 tarihinde karşılıklı mutabakat ile kira akdinin sona erdiğini, 13.1.1997-13.10.1997 döneminde davalıya toplam 201.360.000 TL kira bedeli ödemesine rağmen davalının belirtilen dönem için 236.000.000 TL kira bedeli talebi ile icra takibi yaptığını, takibin kesinleşmesi ile maaşına haciz konulduğunu belirterek, ödemeleri ve depozito toplamına göre davalıya borcu olmadığının tespitine, alacağı olan 25.860.000 TL.nın 4.10.1997 tarihinden itibaren faizi ve % 40 tazminat ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ise davacının kira bedelinden 351.900.000, çevre temizlik giderinden toplam 66.650.000 TL, kırılan cam bedelinden 15.500.000 TL borcu bulunduğunu, davacının ödemeleri ve depozito düşüldüğünde bile alacaklı olduğunu, buna göre 73.410.000 TL dışındaki alacaklarından vazgeçtiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıya icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının ödediği 201.350.000 TL üzerinden % 40 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazladan ödediği 4.450.000 TL.nın dava tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin özel şartlar 4. maddesinde kira bedelinin toplu konut yapı yönetimince belirlenecek aidat bedelleri ile birlikte kiralayanın banka hesabına yatırılacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Davalı davaya verdiği cevapta davacının yatırmış olduğu paraların salt yalın kira parası olmayıp bunların içerisinde aidat bedellerini de bulunduğunu savunmuştur. Bu savunma sözleşmenin az yukarıda açıklanan hükmüne uygun düşmektedir. Davacı yalın kira parası dışında davalıya veya banka hesabına ayrıca aidat borcu ödediğini iddia edip bunu ispat edemediğine göre davacının banka hesabına yaptığı ödemeler içinde aidat borcunun da bulunduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca mahkemenin davacının davalının banka hesabına yaptığı ödemelerin tamamını yalın kira borcuna karşı yapılmış ödeme kabul etmesi doğru değildir. Nitekim davalı bilirkişi tarafından düzenlenen rapora bu yönü itibariyle de itiraz etmiştir. Davalının ibraz ettiği belgelerden de dönemler itibariyle aidat borcunun miktarı bellidir. Bu durumda davacının yaptığı ödemelerden sözleşmeye göre davacının ödemesi gereken aidat borç tutarı çıkarıldıktan sonra kalan miktarın kira parası karşılığı olarak ödenmiş olduğu benimsenerek bunun sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemenin açıklanan bu yönü gözardı etmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.04.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy