(818 S. K. m. 355) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki karşılıklı alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı ile 3.1.1997 tarihli sözleşme yaparak mermer alımı konusunda anlaştıklarını, mermer bedeli 2.641.000.000 TL'yi peşin ödediğini, mermerlerin 31.4.1997 tarihine kadar teslimi gerekirken verilen 19 günlük ek sürede geçtiği halde eksik ve vasıfsız mermer getirildiğini, eksik teslim edilen mermer miktarının mahkemece tesbit edildiğini öne sürerek sözleşmelerine göre talep etmekte haklı olduğu bakiye 325.142.000 TL ceza bedeli ile eksik mermer bedeli 1.180.500.000 TL olmak üzere toplam 1.505.642.000 TL'nin dava tarihinden reeskont faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı en son teslimatın 3.9.1997 tarihinde yapıldığını, eksik teslim olmadığını, sözleşme gereği verilmesi gereken % 10 fazla mermerlerin zayiat verilmesi halinde geçerli olduğunu, oysa zayiat olmadan teslimatın yapıldığını savunarak davanın reddini dilemiş, birleşen dava ile de mahsup edilen 700.000.000 TL alacağı ile 195.000.000 TL nakte çevrilen teminat bedeli toplamı 895.000.000 TL'nin 22.1.1998 tarihinden reeskont faizi ile ödenmesine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece dinlenen tanık beyanları ile dosyadaki bilgi ve belgeler gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne, bilirkişi raporuna göre davacıya yapılan eksik ödemeden 111 günlük gecikme cezası düşülerek 269.302.537 TL'nin dava tarihinden reeskont faizi ile ödetilmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasında düzenlenen ihale şartnamesinin 7. maddesinde ihaleyi alan yüklenici malzeme tesliminde mermer zaiyatı olarak % 10 oranında kalemlerde fazla malzeme teslim edecektir. Ayrıca bu malzemeler için ödeme yapılmayacaktır yazılıdır. Metinden de açıkça anlaşılacağı gibi taraflar mermer tesliminde zayiat olacağını peşinen kabul ederek taahhüt edilen miktarın % 10'u oranında ayrıca mal teslimi ve bu mal için ücret ödenmeyeceğini kabul etmişlerdir. Bu kabul taahhüt edilen malın teslimi sırasında zayiat olması koşuluna bağlanmış değildir. O nedenle, davacı taahhüt edilen miktarın dışında ayrıca bedelsiz olarak taahhüt edilen miktarın % 10'u tutarında malı da davalıdan sözleşmeye göre isteme hakkına sahiptir. Mahkemenin, taraflar arasındaki ihale şartnamesinde mevcut açıklanan hükmü yorumlaması kendi görevi olduğu halde, HUMK 275. maddesi hükmüne aykırı olarak bilirkişi kuruluna yorumlatması ve buna dayanarak yanlış yorumla davacının bu miktarı isteyemeyeceğini kabul etmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. Öyleyle mahkemece davacının % 10 fark talep etme hakkı kabul edilmeli, bunun sonucuna uygun olarak bir karar verilmelidir.
3- Davacı, davalının teslimini taahhüt ettiği malzemeleri en son 1.10.1997 tarihinde teslim ettiğini iddia ederek bu davayı açmış, geç teslimden doğan ve sözleşmeden kaynaklanan zararını talep etmiştir. Davalı ise teslimin 3.9.1997 tarihinde olduğunu savunmuştur. Davacının bu tarihi kabul etmemesine aksine bu tarihe karşı koymasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile teslim tarihinin 3.9.1997 olarak kabul edilmesi de doğru değildir. Davalı teslimi kanıtlamakla yükümlüdür. Savunmasında olduğu gibi 3.9.1997 tarihinde mal teslim borcunu ifa ettiğini yasal olarak kanıtlayamadığına göre davacının bildirdiği 1.10.1997 tarihinde malların teslim edildiği kabul edilip, bunun sonucuna uygun olarak davacı alacağı saptanmalıdır. Mahkemenin dosyadaki mevcut delillere, iddia ve savunmaya uygun düşmeyen bilirkişi beyanı esas alınarak teslimin 3.9.1997 de yapıldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulması da usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
4- Davalının diğer temyiz itirazının incelenmesinde asıl davada reddedilen miktar ve dava tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi hükümleri uyarınca davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemenin tarife hükümlerini ve reddedilen miktarı gözardı ederek yazılı şekilde vekalet ücretine hükmetmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
5- Asıl davada mahkemece 269.302.537 lira ödetilmesine karar verilmiş olmasına rağmen davalıdan 177.934.000 yargılama harcı alınmasına karar verilmiştir. Karar harcı hüküm altına alınan miktar üzerinden harçlar kanunu hükümleri uyarınca ödenmesi gereken bir harçtır. Hükmedilen miktara ve harca göre karar harcının açıklanan esaslar dahilinde hesaplanıp böylece davalının ödemesi gereken karar harcından fazla harç ödemeye mahkum edildiği anlaşıldığından bu yönde ayrıca bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün 2. ve 3. bentler gereğince davacı, 4. ve 5. bentler gereği davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.04.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy