(1086 S. K. m. 375)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat H. Alpaslan ile davacı vekili avukat G. Altın'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, asıl ve birleştirilen davalarda, plent altı asfalt alımı ve asfalt plenti kiralanması konularında davalı ile kendisi arasında, birbiriyle bağlantılı dört ayrı sözleşme düzenlendiğini, ilk sözleşmeye konu işin tamamlandığını, kiralamaya ilişkin ikinci sözleşmeden dolayı da herhangi bir borcunun bulunmadığını; 10.4.1997 günlü diğer iki sözleşme uyarınca hemen çalışmalara başlamasına rağmen, 1997 yılı yaz mevsiminin aşırı yağışlı geçmesi ve plentin elektrik borcunun davalı tarafından zamanında ödenmemesi nedeniyle elektriğin kesilmesinden dolayı işi süresinde bitiremediğini, süre uzatım isteğinin de davalı tarafından kabul edilmediğini, plentin 150 iş günü kullanılacağı varsayımına göre kira bedeli belirlendiğini, oysa fiilen sadece 50 gün kullanılabildiğini, verdiği teminat mektuplarının davalı tarafından haksız şekilde paraya çevrilmek istenildiğini ileri sürerek, tüm sözleşmeler nedeniyle verdiği teminat mektuplarının iadesine, mücbir sebeplerden kaynaklanan gecikme nedeniyle işin tamamlanması konusunda ek süre verilmesine, 50 günlük kullanımın üzerindeki süreye ait kira parası tutarı 40.550.000.000 TL. nin faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, plent altı asfalt alım işinin süresinde tamamlanmaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini ve teminatın gelir yazıldığını, plent kiralanmasına ilişkin sözleşmeden kaynaklanan kira borcunun da kısmen ödenmediğini, plentin çalışır vaziyette teslim edilmiş olduğunu, tacir olan davalının İstanbul'da havaların genellikle yağışlı geçtiğini bilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu benimsenerek davanın kabulüne, teminat mektuplarının iadesine, fazladan ödenen 40.550.000.000 TL. kira parasının 10.91.997 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, süre uzatımı ve kira bedelinin tenziliyle fazla ödemenin istirdadı isteklerini, münhasıran iklimin beklenenden daha yağışlı seyretmesine ve kiralanan asfalt plentin de davalının kusurundan kaynaklanan elektrik kesilmelerine dayandırmıştır. Bu iki olgunun, taraflar arasındaki sözleşmelerin eki durumundaki şartnamenin 13. Maddesinde belirtilen, süre uzatımı verilebilecek haller arasında olmadığı açıktır. Esasen davacı da, şartnamenin belirtilen hükmüne dayanmamıştır. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümünde, Borçlar Kanunu'nun sözleşme sorumluluğuna ilişkin genel hükümleri göz önünde tutulmalıdır. Hemen belirtilmelidir ki, eğer işin tamamlanması davacının bir kusuru olmaksızın ve öngörülmesi mümkün bulunmayan nedenlerle ya da davalıdan kaynaklanan başka olumsuzluklar yüzünden gecikmiş ise, davalının buna rağmen sözleşmeyi feshetmesi Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine uygun düşmez. Hükme esas alınan 16.9.1999 günlü bilirkişi raporunda, sözleşmenin ilişkin bulunduğu dönemdeki yağmurlu günlerin sayıları baz alınıp, davacının bu günlerde sözleşmeye konu işi yapamayacağı benimsenmek suretiyle sonuca kavuşulmuştur. Raporda, sözleşme konusu dönemdeki toplam yağmurlu gün sayısının, sözleşmenin ilişkin bulunduğu 1997 yılından daha önceki yıllarda gerçekleşen yağmurlu gün sayılarıyla bir mukayesesi yapılmamış, salt o yılın verilerine itibar edilmiştir.
Bir tacir olarak davacının, İstanbul İli'ndeki iklim koşulları itibariyle yağmurlu günlerin yılın hangi dönemlerinde ve hangi sayıda olacağını; sözleşme konusu işin yapılacağı dönemde ortalama kaç günün yağışlı geçeceğini bilmesi gerekir ve beklenir. O nedenle, uyuşmazlığın çözümünde, davacının basiretli bir tacir gibi davranıp davranmadığının saptanabilmesi, 1997 yılındaki yağmurlu gün sayısının, normal iklim koşulları çerçevesinde davacının bilmesi ve beklemesi gerekenden, daha fazla olup olmadığının; başka bir ifadeyle ortada öngörülmesi olanaksız, beklenmedik bir durumun bulunup bulunmadığının belirlenmesine bağlıdır. Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu doğrultuda bir değerlendirme yoktur.
Öte yandan, davalının kusurundan kaynaklanan bir neden olarak bilirkişi raporunda ve kararda kabul edilen, trafonun patlaması olgusunun varlığı ve var ise, bu nedenle davacının kaç gün süreyle çalışmalarını sürdüremediği de araştırılmamış, salt davacının 10 günlük sürede trafonun tamir edilebileceğine ilişkin mücerret beyanına itibar edilmiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş, önceki yıllara ait meteoroloji verileri getirtilmek ve gerekirse patladığı ileri sürülen trafoda inceleme de yaptırılmak suretiyle, 1997 yılındaki yağmurlu gün sayısının, daha önceki yıllarda gerçekleşen iklim koşulları karşısında aşırı ve tahmin edilmesi mümkün olmayan bir düzeyde olup olmadığının, basiretli bir tacirin bunu tahmin etmesinin mümkün bulunup bulunmadığının; patlayan trafonun onarımı için kaç günlük süre gerektiğinin, bu konularda uzmanlığa sahip bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir kurul aracılığıyla saptanması; ortaya çıkan sonuç, yağmurlu günler yönünden olağanüstü ve beklenmeyen bir halin varlığını gösterdiği takdirde, yağmur yüzünden çalışılamayan gün sayısının hesaplanması, elektrik kesilmesi ve trafo patlaması nedeniyle işin aksadığı günlerin de bu yağmurlu dönem içinde kalıp kalmadığının ayrıca belirlenmesi; yağmurlu günlerin sayısı itibariyle olağanüstü ve beklenmedik bir halin bulunmadığının ortaya çıkması halinde ise, sadece elektriğin borç nedeniyle kesildiği günlerin ve trafo patlamasından dolayı çalışılamayan sürenin göz önünde tutulması; sözleşmelere konu işin niteliği de dikkate alınmak suretiyle, bütün bu olgular karşısında davacının işi süresinde tamamlayamamasının ve kiraladığı plenti daha az süre kullanmış olmasının, ek süre verilmesini ve kira bedelinde bir indirim yapılmasını gerektirip gerektirmediğinin değerlendirilmesi, ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesinden ibarettir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda birinci bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın ikinci bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine 07.03.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy