(2004 S. K. m. 67) (3516 S. K. m. 2) (İSKİ Tarifeler Yönetmeliği m. 38)
Dava: İSKİ Genel Müdürlüğü vekili avukat Fatma D. ile Mazhar O. vekili avukat Nihan D. aralarındaki dava hakkında Fatih 2 Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.10.1999 gün ve 147-715 sayılı hükmün Dairenin 23.12.1999 gün ve 9831-10021 s. ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içerisinde dava avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
Karar: Davacı, davalının kaçak su kullandığını, bu sebeple mevzuata uygun biçimde fatura düzenlendiğini, bedellerinin ödenmemesi üzerine icra takibi yapıldığını, davalının haksız biçimde takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile aralarında abonelik sözleşmesi bulunduğunu, o sebeple Tarifeler Yönetmeliği'nin 38. maddesinde gösterilen koşulların kendisi yönünden mevcut olmadığını, kaçak su kullandığına ait herhangi bir tespit yada bildirimin de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne, itirazın iptaline, %40 tazminata karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiş, dairemizce onanmış, bu kez davalı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davalının, davacı ile yaptığı abonelik sözleşmesi uyarınca su abonesi olduğu, davacı elemanlarınca yapıldığı bildirilen 10.12.1997 tarihli kontrol sırasında su sayacının sökülüp, incelenmek üzere ilgili atölyeye götürüldüğü; orada yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 30.12.1997 tarihli sayaç inceleme raporunda, sayaç mührünün kopuk, camının sağlam olduğuna, ancak sayacın çalışmadığına, numaratörüne, tanbur ve tırnaklarına müdahalede bulunulduğuna, tahvil dişlilerinin aşındığına, salmastra dişlisine temas etmediğine ve çalışmadığının saptandığına ait rapor düzenlendiği; davacının bu rapora dayanarak davalı hakkında kaçak su kullanımından dolayı bedel tahakkuk ettirdiği, ödenmeyince de icra takibi yaptığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu duruma göre, tahakkuka esas alınan ve içeriği az yukarda açıklanan 30.12.1997 tarihli inceleme raporu, davacının bünyesindeki sayaç atölyesinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenmiş ve yine tümü davacının elemanları olduğu anlaşılan ustabaşı, ustabaşı yardımcısı ve atölye şefi tarafından imzalanmıştır. Davalı, sayaçtaki bu bulgulara dayandırılan davacı iddiasını reddetmiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın çözülebilmesinin, öncelikle anılan su sayacının davacının ileri sürdüğü biçimde müdahalelere maruz kalmış olup olmadığının ve doğru biçimde çalışıp çalışmadığının tespitine bağlı olacağı kuşkudan uzaktır. Bu yönlerin teknik nitelikte olması nedeniyle, ancak konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla saptanabileceği de ortadadır. Mahkemece, değinilen bu yönlerden herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Alınan 7.7.1999 tarihli bilirkişi raporu da, açıklanan yöne ait olmayıp, davacının iddiaları ve atölye raporundaki tespitler doğru kabul edilerek, salt hesaplama yöntemi açısından yapılan bir değerlendirmeyi içermektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, mahkemece, davalının kullanımındaki sayacının bozuk olup olmadığı, ileri sürülen biçimde sayaca dışarıdan yapılmış bir müdahalenin bulunup bulunmadığı yönünden, salt davacı bünyesindeki atölyece düzenlenen rapora itibar edilmesi yanlıştır. Davanın tarafı durumundaki davacıya bağlı atölyece düzenlenen sayaç inceleme raporundaki veri ve tespitlerin, objektif, yansız, bilimsel ve somut duruma uygun bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Davalı da, davacının tespit ve değerlendirmelerine karşı çıkmıştır. O halde, dayanılan sayaç inceleme raporunun somut uyuşmazlıkta hukuken itibar edilebilecek bir delil değeri bulunmamaktadır. Öte yandan, bu tür uyuşmazlıkların tümünde, hem somut olgular itibariyle doğru sonuca ulaştıracak ve hem de, benzer uyuşmazlıklarda mahkemelerce birbirine uygun, hukuken geçerli gerekçelere dayalı ve tutarlı kararlar vermesini sağlayacak bir yöntemin uygulanmasında zorunluluk bulunmaktadır. Öyleyse, davanın taraflarına bağımlı birimler yerine, tarafların dışında, bilimsel ölçütlere göre çalışıp rapor düzenleyen ve vardığı sonuçlarına itibar edilebilecek, aynı zamanda da yeterli teknik donanıma ve daha da önemlisi kamusal niteliğe sahip kuruluşlarca yapılacak incelemelere ihtiyaç vardır. Uyuşmazlığın açıklanan somut durumu ve 3516 S. Ölçüler ve Ayar Kanunu'nun, aralarında su sayaçlarının da bulunduğu ölçü aletlerine ait düzenlemeleri birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu su sayacının Sanayi ve Ticaret Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü bünyesindeki Ölçüler ve Ayar Şube Müdürlüğü'nde muayenesinin sağlanması ve oraca verilecek rapor doğrultusunda ortaya çıkacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece eksik incelemeyle yazılı biçimde hüküm kurulması usule ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. Kararın bu nedenle bozulması gerekirken, temyiz incelemesi sırasında zuhulen onanmış olduğu bu defa yeniden yapılan inceleme sonucunda anlaşılmakla, davalının karar düzeltme isteminin kabulüne, onama kararının kaldırılmasına, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeple davalının karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 23.12.1999 tarih ve 1999/9831-10021 sayılı onama kararının kaldırılmasına, temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine 18.04.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy