(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 163)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Tuncer Ergüler ile davalılar vekili avukat Nedim Saru'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıların murisi ile yapılan protokolle kararlaştırılan borçlarını ödeyemeyeceğini ve malın iadesine hazır olduğunu ihtar ile bildirdiğini, buna rağmen aleyhinde icra takibi yapıldığını, takibin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, protokolü kabul etmediklerini, icra takiplerinin kesinleştiğini davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemenin 15.11.1999 tarihli ara kararında davacı vekiline protokol aslını ibraz etmesi için süre verilmiş, davacı tarafından 16.11.1999 tarihli mazeret dilekçesi ile birlikte protokol aslını ibraz etmiştir. Protokol A. K. veraseleri ile Y. K. veraseleri adına imza ve parmak izli olarak tasdik edilmiştir. Davacı bu davada protokole dayanmış olduğuna göre, mahkemece öncelikle protokoldeki imza ve parmak izlerinin kimlere ait olduğunun davacıdan sorulup, buna göre davalıların beyanlarını alıp, imza ve parmak izi konusunda bir uyuşmazlık mevcut ise, bunu gidermesi gerekir. Öte yandan davacı, anılan kişinin mirasçılarından değildir. O nedenle davacıda Y. K. ve A. K. 'a ait veraset ilamının bulunmasına hukuken imkan yoktur. Ne var ki mahkemece, bu veraset ilamı ellerinde mevcut ise bu kişilerin mirasçısı sıfatıyla yargılamaya katılan davalılardan istenebilir. Davalıların ibrazdan kaçınması halinde ise, mahkemenin yapacağı iş, bu kişiye ait mirasçıları gösterir şekilde veraset ilamı alınabilmesi için ilgili mahkemede dava açması yönünden uygun mehil ve gerektiğinde buna ilişkin olarak ancak kesin mehil vermekten ibarettir. Mahkemenin hükmüne esas aldığı kesin mehil bu nitelikte mehil olmadığı gibi, mahkemece mirasçıları tespit anlamında herhangi bir inceleme ve araştırma da yapılmamıştır. Kaldı ki, davacı vekilinin davanın 2. celsesinde sebep göstermek suretiyle öne sürdüğü ilk mazeretinin de kabul edilmeyiş nedenine ilişkin duruşma tutanağında haklı bir neden de bulunmamaktadır. Öyleyse mahkemece Usulün 163. maddesi hükmüne uygun olarak verilmiş bir kesin mehilin varlığından ve haklı nedenlerle mazeretin kabul edilmeme nedenlerinin varlığından sözedilemez. Mahkemece işin esasına girilerek ve açıklanan şekilde eksiklikler giderilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, dosya içeriğine usul ve yasaya uygun bulunmayan yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.
2- Davacı E. Ç. tarafından eşi A. Ç. aleyhine Afyon Asliye Hukuk Mahkemesine açılan boşanma dava dosyasının ise ilgili mahkemesine iade edilmesi gerekirken, ilgisiz olarak bu dosya içersinde tutulduğu da anlaşıldığından bunun da ilgili mahkeme dosyasından çıkarılıp iade edilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 23.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy