(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, ihale sonucunda düzenlenen sözleşmeyle 200.000 kutu elma marmelatı teslimini taahhüt eden davalının taahhüdünü yerine getirmediğini, yeniden yapılan ihaleyle başkasından daha yüksek bedelle mal satın alındığını ileri sürerek, ihale bedelleri arasındaki fark ve gecikme cezaları toplamı 6.585.130.000 TL.nin temerrüt tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne, 5.787.030.000 TL.nin 22.10.1997 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, dava dilekçesinde 379.730.000 TL. gecikme cezasının da ödetilmesini istemiş, alınan iki bilirkişi raporunda da, davacının bu isteğinin müspet zarara ilişkin bulunduğu, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle davacının müspet zararının tazminini isteyemeyeceği yolunda görüş bildirilmiş, mahkemece de bu görüşe itibar edilerek davacının gecikme cezasına ilişkin istemi tümüyle reddedilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, şartname uyarınca gecikme cezası ödettirilmesine ilişkin davacı isteminin, müspet zarar kavramıyla herhangi bir ilgisi yoktur. Şartnamenin 10. maddesi, yüklenicinin işi süresinde bitirmemesi halinde, geciktiği her gün için, getirilecek mal bedelinin binde beşi oranında ceza ödeyeceği hükmünü taşımaktadır. Davacı, ceza bedeli istemini bu hükme dayandırmıştır. Gerçekte de, davalı süresinde mal teslim etmediğine göre, davacının bu hükme dayanarak davalıdan gecikme cezası isteme hakkı mevcuttur. Sözleşmenin davacı tarafından feshedilmiş olması, somut uyuşmazlık itibariyle, anılan ceza bedelini istemesine engel değildir. Çünkü davacı süresinde mal teslim etmeyen davalıya yasanın şart koştuğu ihtarnameyi göndermeden önce, şartnamenin bu hükmü uyarınca 10 gün beklemek zorundadır. Davacı idarenin kamu hizmeti ifa ettiği ve ihale işlemlerinin bu hizmetin gereklerinden olduğu da göz önünde tutulduğunda, sözleşmeyi feshetmesine rağmen davacının, şartnamenin 10. maddesi hükmü uyarınca davalıdan gecikme cezası isteme hakkının bulunduğunun, esasen fesihten önce bu hakkı elde ettiğinin kabulü zorunludur. Ne var ki, yine şartnamenin anılan hükmüne göre, davacının ceza bedeli isteyebileceği süre 10 günle sınırlıdır. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde, mahkemece, davacının ceza bedeli isteminin 10 günlük süreyle sınırlı olarak kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tümüyle reddedilmiş olması yanlış ve bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda birinci bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın ikinci bentte açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, 02.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy