(1086 S. K. m. 76) (818 S. K. m. 392)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, ortak muris babasının 24.3.1997 tarihinde öldüğünü, davalı M. Ali Erkoç'un ikna etmesiyle 1996 yılının 6. ayında 5 parça taşınmazı, sattığını, parasının davalı oğul M. Ali Erkoç'a verildiğini, ayrıca diğer davalı torun Veysel Erkoç'un 4.9.1996 tarihli vekaletnameye dayalı olarak murisi vekaleten 1997 yılının 3. ayında 6 parça taşınmazı sattığını, parasını murise vermediğini, bütün bu satışların aslında' davalılara bağış yapmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek, fazlası saklı 350.000.000 TL.nin M. Ali Erkoç'tan 650.000.000 TL.nin de davalı Veysel Erkoç'tan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı M. Ali, murisin sağlığında sattığı taşınmazların bedelini kendisinin alıp tedavi amacıyla harcadığını bildirerek davanın reddini; diğer davalı Veysel Erkoç ise vekalete dayalı olarak satış yaptığını, paraları murisin aldığını bildirerek reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının davalı M. Ali Erkoç yönünden temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı Veysel Erkoç'a yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalının muristen aldığı vekaletnameye dayalı olarak 17.3.1997 tarihinde murise vekaleten dava dışı 3. şahsa sattığı, murisin de 24.3.1997 tarihinde Öldüğü toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bir davada ileri sürülen olguları kanıtlamak, taraflara bu olgulara dayalı olarak uyuşmazlığı nitelemek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak uygulamakta hakim görevlidir (HUMK. 76). Davacı davada müvekkilin mirasçısı sıfatıyla ve onun halefi olarak davalının vekalet görevini kötüye kullandığı, taşınmazları düşük bedelle satmış gibi gösterdiği, aldığı satış bedelini de müvekkiline ödemediği olgusuna dayanarak payına isabet eden miktarı da bu davalının ödemediğine karar verilmesini istemiştir. Bu durumda davalı Veysel Erkoç, vekaleten yaptığı işlem hesabını davacıya vermekle yükümlüdür (BK. 392. md). Öyle ise mahkemece öncelikle vekalet görevinin kötüye kullanıp kullanılmadığının tesbiti amacıyla davalının vekaleten sattığı taşınmazlar başında keşif yapılmalı, satış tarihleri itibariyle ve emsallerine göre taşınmazın gerçekte tapuda gösterilen değere satılmasının mümkün olup olmadığı, mümkün değil ise aynı tarihten itibaren gerçek satış değerinin ne olması gerektiği konusunda uzman bilirkişi veya kurulundan alınacak gerekçeli, dayanaklarını gösterir, taraf denetimine elverişli bir raporla saptanmalı, bundan sonra davalının bu satış bedelini sağlığında murise ödeyip ödemediğini araştırmalı, davalının ödediğini öne sürmesi halinde, bu ödemeyi aralarındaki akrabalık ilişkisi nedeniyle her türlü delille kanıtlayabileceğini benimseyerek davalıdan bu konudaki delilleriyle, varsa davacının karşı delilleri alınıp, toplanmalı bu şekilde yapılacak inceleme ve araştırma sonucuna uygun olarak bir karar verilmelidir. Mahkemenin eksik inceleme ile ve somut olayın özelliğine uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde davalı Veysel Erkoç hakkındaki davanın da reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Birinci bent gereğince davalı M. Ali Erkoç hakkındaki temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.04.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy