(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 292)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, daha önce ortak kamyon alımı için dava dışı Mahmut Demirel ve davalı Halil İbrahim Bozkurt'a vade ve miktarı yazılı olmayan bir senet imzalayıp verdiğini, sonradan ortak kamyon alımından vazgeçerek tek başına kamyonu satın aldığını, imzalı boş bononun 2.500.000.000 TL yazılıp doldurularak Halil İbrahim'in oğlu diğer davalı Fikret Bozkurt'a ciro ettiğini, bu davalı tarafından icra takibi yapıldığını, senedin karşılıksız kaldığını öne sürerek, takip nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ortak kamyon alımının doğru olduğunu, bu alımdan dolayı davacının borçlu olduğunu bildirerek davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece davacının davalılara borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davaya konu senedin davalı Halil İbrahim Bozkurt ve dava dışı Mahmut Demirel ile ortak alınacak bir kamyon için bu kişilerin, oluşacak muhtemel borç için miktar ve vade hanesi açık olmak üzere teminat senedi olarak davalı Halil İbrahim'e verildiğini, bilahare kamyonu münhasıran kendisi aldığını, ortaklıktan böylece vazgeçildiğini öne sürerek, senet nedeniyle borçlu olmadığının tesbitini istemiştir.
Davalı Halil İbrahim Bozkurt ise, ortak alınacak kamyonun bedeline karşılık olarak davacı, dava dışı Mahmut Demirel ve kendisi tarafından 175.000.000'er TL. lik satıcıya senetler verildiğini, davacının kamyonu kendi adına kayden satın alıp ortaklığı bozduğunu, bu senedin bunun teminatı olarak kendisine verildiği savunmuştur.
Davaya konu senette malen kaydı bulunmaktadır. Her iki taraf da senedin ortak alınacak araç için teminat senedi olarak verildiğini kabul etmektedirler. Bu durumda senedin her iki tarafça da ta'lil edildiğinin kabulü gerekir. Öyle ise senet bir kambiyo senedi olarak lehtarına ve yetkili hamiline doğrudan alacak bahşetmez. Taraflar gerçek temel ilişkiye göre senedin hangi koşulla ve ne karşılığına teminat olarak verildiğini, bedeli isteme hakkının gerçekleşip gerçekleşmediğini kanıtlamak durumundadırlar. Senetteki davacı imzası davacının kabulündedir. Bu imza davalı lehine yazılı delil başlangıcı sayılır. Öyle ise davalı savunmasını HUMK. nun 292. mad. hükmü uyarınca her türlü delille ispat etmek hakkını haizdir. O nedenle mahkemenin, davalının şahit dinletmek işlemini reddetmesi doğru değildir. Mahkemece davalıdan savunmasını ispat konusunda ikame edeceği şahit dahil her türlü delilleri, varsa davacının karşı aynı nitelikteki delilleriyle birlikte alınıp toplanmalı, böylece hasıl olacak sonuca uygun olarak bir karar verilmelidir. Mahkemenin açıklanan hususları gözardı ederek, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar vermiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Açıklanan gerekçe ile temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy