(1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, ihale sonucunda düzenlenen sözleşmeyle 10 adet yangına müdahale elbisesi teslimini taahhüt eden davalının, şartnameye uygun şekilde mal tesliminde bulunmadığını, sözleşme feshedilerek yeniden ihale yapıldığını, aynı malzemenin başkasından daha yüksek bedel ödenerek satın alındığını, kaçırılan fırsat nedeniyle toplam 2.956.600.000 TL. Hazine zararı oluştuğunu ileri sürerek, bu miktarın 2.12.1998 temerrüt tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşme konusu malzemenin şartnameye uygun şekilde teslim edildiğini, ancak davacının standartlara uymadan ve izlenmesi gereken yöntemlerin dışına çıkarak yaptığı bazı testler sonucunda reddettiğini savunmuş, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne, 1.771.410.000 TL.nin 16.12.1998 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, ihaleye ilişkin idari şartnamenin 8/g maddesindeki hükmün delil sözleşmesi niteliğinde olmasına, davacının itirazı üzerine yeniden yapılan muayene sonucunun taraflar yönünden kesin ve bağlayıcı nitelik taşımasına, o nedenle davalının, teslim ettiği malzemenin teknik şartnameye uygu olmasına rağmen reddedildiği yolundaki savunmasına itibar edilmesine hukuken olanak bulunmamasına göre, davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalının edimini yerine getirmediği gerekçesiyle, davacının sözleşmeyi 31.3.1998 günlü onayla feshettiği, aynı malzeme için ikinci ihalenin hazırlıklarına ise 7.8.1998 günlü onayı almak suretiyle başladığı ihale dosyası içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan 16.8.1999 günlü bilirkişi raporunda, bu iki tarih arasındaki 3 ay 7 günlük sürenin makul olmadığı, davacı idarenin ikinci ihalenin hazırlıklarına gecikerek başladığı kabul edilmiş, hazırlık için bir aylık sürenin yeterli olduğu, bu sürede ikinci ihaleye çıkılması durumunda malzemenin en geç Mayıs 1998 tarihinde satın alınmasının mümkün bulunduğu açıklanmış ve o tarihteki fiyatlar üzerinden menfi zarar hesabı yapılmış, mahkemece de bu hesaplama benimsenerek hüküm kurulmuştur.
Davacı idare, ihtiyacının devam ettiği bir malzeme için, ikinci ihalenin onayını almakta ve bu şekilde hazırlıklara başlamakta neden bu kadar beklediğini, tutarlı ve somut bir biçimde açıklayamamıştır. Ne var ki, anılan bilirkişi raporunda, gecikmenin varlığı sağlıklı ve denetime elverişli bir biçimde saptanmasına rağmen, gecikilmeksizin hazırlıklara başlanması durumunda, böyle bir ihalenin hangi makul süre içinde tamamlanabileceği konusunda, aynı şekilde tutarlı, somut olayın özelliklerine uygun ve Yargıtay denetimine elverişli bir açıklama yapılmamış, tamamen sübjektif nitelikte bir kanaat bildirilmesiyle yetinilmiştir. Kamu kurumlarınca yapılacak ihalelerin belirli bir prosedürün izlenmesini gerektirdiği ve bu prosedürün doğası gereği belli bir süreye ihtiyaç gösterdiği açık bulunmakla birlikte, ihtiyaç duyulan sürenin ne olduğunun, geçilmesi gerekli her bir aşama itibariyle ayrı ayrı gösterilmesi ve sonuçta, ikici ihalenin hangi makul süre içerisinde yapılabileceğinin denetime elverişli bir biçimde ortaya konulması şarttır. Hal böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş, bilirkişi kurulundan ek rapor alınmak suretiyle, davacı idarenin ikinci ihale için hazırlıklara başlaması gereken makul sürenin ve bu sürede hazırlıklarına başlanan bir ihalenin, ondan sonraki aşamalarının gerektireceği diğer sürelerin ve sonuçta, ikinci ihalenin gerçekleştirilebileceği tarihin denetime elverişli ve somut olayın koşullarına uygun şekilde belirlenmesi, bu belirlemenin, ikinci ihalede bir gecikmeyi göstermesi durumunda, saptanan makul sürenin sonundaki piyasa fiyatı; aksi takdirde ise ikinci ihaledeki fiili alım fiyatı gözetilerek menfi zarar tutarının hesaplanması, ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesinden ibarettir. Eksik incelemeyle ve yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedeninidir.
Sonuç: Yukarıda birinci bent gereğince davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın ikini bentte açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.06.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy