(1136 S. K. m. 163, 164) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacının, davalının vekili sıfatıyla, ona ait binada bulunan kişilere karşı tahliye ve işgal tazminatı istemiyle dava açtığını, trafik sıkışıklığı nedeniyle duruşmaya 15 dakika geciktiği için dosyanın işlemden kaldırıldığını, davanın aynı gün yenilenmesine rağmen, davalının güvensizliğini bildirip, sonraki duruşma için başka avukata görev verdiğini, aralarındaki ücret sözleşmesinde muvafakat alınmadan başka avukatın görevlendirilmesi halinde ücretin tamamının ödeneceğinin kararlaştırıldığını, o nedenle peşin aldığı 290.000.000 TL.yi düşerek, kalan 1.610.000.000 TL tutarındaki ücret alacağının tahsili için icra takibi yaptığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının vekalet görevini gereği gibi yerine getirmediğini, kendisine hatalarını söyleyince de, başka bir avukat görevlendirmek üzere görevi iade ettiğini, o nedenle başka avukata görev verdiğini, azilde haklı bulunduğunu, aralarındaki ücret sözleşmesinin açığa imzalı olduğunu, davacının sözleşmeyi sonradan keyfi olarak doldurduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının, sözleşmenin davacının muvafakatiyle feshedildiğini kanıtlayamadığı, davacının bu konuda teklif edilen yemini eda ettiği, sözleşmenin boş iken anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu savunmasının da yazılı delille kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki avukatlık ücret sözleşmesinin geçerli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptaline, %40 oranında tazminata karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasındaki 29.12.1998 günlü avukatlık ücret sözleşmesinde, işin konusu, müvekkilin taşınmazında oturanlara karşı tahliye ve işgal tazminatı davası açılması, dava konusu da 19.000.000.000 TL olarak açıklanmış, işten dolayı avukata dava konusunun %10'u oranında ücret verileceği, iş sahibinin avukatın yazılı muvafakatini almadan, bu işten dolayı başkasına vekalet veremeyeceği, aksi halde ücretin tamamını avukata derhal ödeyeceği de hüküm altına alınmıştır. Davacı avukatın, davalı müvekkilinin vekili sıfatıyla sözleşmede belirtilen davayı açtığı, ilk duruşmaya saatinde yetişememekle birlikte aynı gün davayı yenilediği uyuşmazlık konusu değildir. Davalı, 22.6.1999 günlü azilnamesinde herhangi bir sebep göstermemiş, davacıyı haklı nedenlerle azlettiğini de yasal delillerle kanıtlayamamıştır.
Bu durumda, azlin haksız bulunduğunun ve davacı avukatın, avukatlık ücretinin tamamına hak kazandığının kabulü zorunludur. Ancak, bu noktada, taraflar arasındaki ücret sözleşmesinin geçerli olup olmadığının ve davacının sözleşmede belirtilen ücreti istemekte haklı olup olmadığının saptanması gerekmektedir. Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereğince, vekalet ücretinin belli ve muayyen olması zorunludur. Bunun yanında, avukatın üstlendiği işi takip edebilmesi için aynı Kanunun 163. maddesinin 3. fıkrası hükmü gereğince, dava kazanılsın veya kaybedilsin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin altında bir ücretin kararlaştırılması da yasaktır. Yine aynı kanunun 164. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, her ne kadar nisbi ücret kararlaştırılması mümkün ise de bunun geçerli olabilmesi başarıya göre değişme koşulunu taşımasına bağlıdır.
Somut olayda, taraflar arasındaki 29.12.1998 günlü ücret sözleşmesinin, ücrete ilişkin hükmü yasanın öngördüğü belli ve muayyen olma ve başarıya göre değişme koşullarını taşımamaktadır. Bu nedenle ücret sözleşmesi geçersizdir. Yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığı veya sözleşme bulunmakla birlikte geçerli olmadığı durumlarda, avukatın hak kazandığı ücret tutarının Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre saptanarak hüküm altına alınması gerekir.
Somut olayda taraflar arasındaki ücret sözleşmesi geçerli olmadığına göre, mahkemece davacı tarafından davalının vekili sıfatıyla açılan davanın tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre ücret tutarının hesaplanıp, itirazın o miktar üzerinden iptaline karar verilmesi gerekirken, sözleşmeye geçerlilik tanınarak yazılı şekilde hüküm kurulması yanlış olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.06.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy