(1086 S. K. m. 432) (4077 S. K. m. 2, 3, 23)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dört ayrı cep telefonundan dolayı davalının abonesi olduğunu, bu telefonlara ilişkin faturalarla, konuşma karşılığı olmaksızın, sabit ücret ve diğer giderler adı altında kendisinden paralar alındığını, bunun hukuka ve yerleşik yargı kararlarına aykırı bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 410.000.000. TL.nin ödetilmesine ve davalının bu yoldaki sataşmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, uygulamanın sözleşmeye ve uyuşmazlıkla ilgili mevzuata uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacıdan sabit ücret alınmasının haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, uygulamanın haksızlığının tesbitine, konuşma ücreti dışında sabit ücret alınmasının iptaline, sataşmanın bu şekilde önlenmesine, 113.217.370 TL.nin davalı şirketten geri alınıp davacıya verilmesine, alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiş; mahkemenin 23.5.2000 günlü kararıyla, süresinde olmadığı gerekçesiyle temyiz istemi reddedilmiş, iş bu red kararı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmün, davalı vekillerinden Orhan Gemicioğlu'na ve Meşrutiyet Caddesi, No: 153, Tepebaşı İstanbul adresi yazılarak tebliğe gönderildiği, evrakın o adreste yetkili evrak memuruna 5.5.2000 günü tebliğ edildiği, tebligat belgesinden açıkça anlaşılmaktadır. Dosyadaki 14.2.2000 tarihli dilekçeye göre, anılan vekil Halaskargazi Cad. No: 348, Kat: 5, Şişli-İstanbul adresindedir. Bu durumda, hükmün, davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğinin ve o evraktaki tebliğ tarihinin, temyiz süresinin başlangıcına esas alınabileceğinin kabulüne olanak yoktur. O nedenle, diğer davalı vekilince verilen 23.5.2000 günlü temyiz dilekçesinde, hükmün tebliğ tarihi olarak gösterilen 8.5.2000 tarihinin öğrenme tarihi olarak kabulü zorunludur. Bu tarihe göre ise, temyiz dilekçesi yasal süre içerisinde verilmiştir. Mahkemenin, temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin kararı yerinde değildir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432/5. maddesi hükmü uyarınca, söz konusu red kararı kaldırılarak, işin esasının incelenmesine geçilmesi gerekmiştir.
1- Davacının sahibi olduğu, davalının lisansı altındaki dört adet cep telefonundan dolayı taraflar arasında abonelik sözleşmesinin bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, davalı tarafından düzenlenen telefon faturalarında sabit ücret ve diğer giderler adı altında borç tahakkuku suretiyle, kendisinden haksız şekilde fazla paralar alındığını ileri sürerek, geri alma isteminde bulunmuştur. Bu noktada, öncelikle uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak yasa hükümlerinin ve görevli mahkemenin belirlenmesine ihtiyaç vardır.
Davalı şirketin, Ulaştırma Bakanlığı ile imzaladığı lisans sözleşmesine dayanarak, abonelerine GSM hizmeti vermekte olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Böylece, davalı, telekomünikasyon alanında oluşturduğu teknik donanımı ve şebekeyi abonelerinin yararlanmasına sunmak suretiyle, onların mobil telefon kullanabilmelerine olanak sağlamakta; kısaca bir hizmet vermekte, davacının da aralarında bulunduğu aboneler de bu hizmetten yararlanmaktadır. 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/d maddesinde, hizmet Bir ücret ve menfaat karşılığında yapılan bedeni ve /veya fikri faaliyet, tüketici ise, Bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan veya tüketen gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Kapsam başlıklı 2. madde, mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü hukuki işlemin, Yasa kapsamında bulunduğunu öngörmektedir. Nihayet, 23. madde, Yasa'nın uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü uyuşmazlığa tüketici mahkemelerinde bakılacağını amirdir. Somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde, davalının davacıya sağladığı yararlanmanın, 4077 Sayılı Yasa anlamında bir hizmet olduğunda ve davacının da o hizmeti kullanan kişi olarak tüketici sıfatı taşıdığında, dolayısıyla uyuşmazlığa anılan yasa hükümlerinin uygulanmasının zorunlu bulunduğunda kuşkuya yer olmamalıdır. O halde, görevli mahkemenin belirlenmesinde de söz konusu Yasa'nın düzenlemesi esas alınmak zorundadır. Değinildiği gibi, Yasa'nın 23. maddesi, uyuşmazlığı çözme görevini Tüketici Mahkemesine bırakmış ve bu mahkemelerin yargı çevrelerinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca belirleneceğini açıklamıştır. Söz konusu mahkemelerin henüz kurulmamış olmaları nedeniyle, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Yasa'nın verdiği yetkiye dayanarak, 22.6.1995 gün ve 437-2 sayılı kararıyla, bu mahkemeler kuruluncaya kadar, Yasa kapsamındaki uyuşmazlıklara, değerine bakılmaksızın, Asliye Ticaret Mahkemeleri bulunan yerlerde bu mahkemelerin, bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemelerinin üç numaralı; üçten az Asliye Hukuk Mahkemesi olan yerlerde bir numaralı Asliye Hukuk Mahkemesinin bakacağını kararlaştırmış, daha sonra da, 15.3.1999 gün ve 1276 sayılı kararıyla, önceki kararı sadece Asliye Hukuk Mahkemeleri yönünden kaldırarak, bu işlerin Asliye Hukuk Mahkemeleri arasında eşit olarak bölüştürüleceğine karar vermiştir. Ankara'da Asliye Ticaret Mahkemesi bulunduğuna göre, belirtilen kararlar çerçevesinde eldeki davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakma görevi, Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Mahkemece, dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözden kaçırılarak, işin esasına girişilip yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Bozmanın niteliğine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz isteminin reddine ilişkin 23.5.2000 günlü kararın kaldırılmasına, temyiz olunan 27.4.2000 tarihli kararın yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına 20.06.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy