(7201 S. K. m. 21, 23, 35) (Tebligat Tüzüğü m. 28, 33)
Dava: Ünal Sargın vekili avukat Hüseyin Yavaş ile Bülent Akçay vs. arasındaki dava hakkında Kuşadası Hukuk Hakimliğinden verilen 1.2.2000 gün ve 377-58 sayılı hükmün davalı Cüneyt tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Hükmün, davalı Bülent Akçay'a tebliğine ilişkin tebligat belgesinde, kaşeyle basılı olarak muhatap tevzi sırasında adresinde bulunamadığından tebliğ imkansızlığı nedeniyle 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 21. maddesi uyarınca evrak Mahalle muhtarı Hasan Akalın'a teslim edilerek 2 nolu haber kağıdı kapısına yapıştırılıp, bizzat kendisine haber verildi ifadesi ve onun üst tarafına da, sadece adresin kapalı olduğundan söz edilen bölümü okunabilen, diğer kısımları ise yazının okunaksızlığı nedeniyle anlaşılamayan bir açıklama düşülmüştür. Bu haliyle, tebliğ memurunun hangi nedenle Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca işlem yaptığı anlaşılamadığı gibi, yapılan işlem de söz konusu yasa hükmüne ve Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesine uygun değildir. Adresinde bulunamayan kişilere tebligatın hangi şekilde yapılacağına ilişkin bu iki hükme göre, kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine ve yahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de oldukça en yakın komşulardan birine bildirir. Tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden ve yahut zabıta amir veya memurlarından soruşturarak, vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması da şarttır. Bu yön Tebligat Kanununun 23 ve Tüzüğün 33. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır. Davalıya yapılan tebligatın bu kurallara uygun bulunmadığı açıktır. Öte yandan, adresin kapalı olduğuna ilişkin tesbit, davalının o adresten temelli olarak ayrıldığı ve yeni adresinin belirlenemediği anlamında ise, yine anılan Tüzük hükmü uyarınca, evrakın mahkemeye iadesi ve mahkemece Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi çerçevesinde yeni bir tebliğ işlemine tevessül edilmesi gerekir.
Sonuç: Mahkemece hükmün davalı Bülent Akçay'a açıklanan şekilde usulüne uygun olarak tebliği, verildiği takdirde temyiz dilekçesiyle buna cevabın da eklenmesi ve daha sonra dairemize iadesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine, 04.07.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy