(818 S. K. m. 389, 390) (1136 S. K. m. 174) (YHGK. 26.04.1978. T. 1978/3.186 E. 1978/355 K)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Talat Bulut ile davacı vekili avukat Abdullah Kiraz'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, avukat olduğunu, davalının alacaklısı olduğu 25.000.000.000 liralık ödenmeyen çekinin tahsili işini üstlendiğini, ihtiyati haciz kararı alıp, Ankara 17.İcra Müdürlüğünün 1996/5739 sayılı dosyası ile takibe koyup, Adana 8.İcra Müdürlüğünün 1996/220 talimat sayılı dosyası ile borçlunun menkul mallarını haczettirip muhafaza altına aldırdığını, bu takip nedeniyle haczedilen menkul mallarla ilgili istihkak iddiası, mahcuz malların icra müdürlüğünce takdir edilen kıymetlerine vaki itirazı, borçlunun borca ve takibe karşı yaptığı itiraz ile ilgili Ankara ve Adana İcra Tetkik Merciindeki davaları neticelendirdiğini, hükmedilen 11.036.000.000 liralık icra-inkar tazminatının tahsili için takip yaptığını, icra dosyasını satış safhasına getirip satış için gün aldığını, bu safhada davalının kendisi ile irtibatını kestiğini, satış işlemleri için gerekli masrafları vermesi için davalıya 9.6.1997 günü çektiği telin tebliğine rağmen davalının kendisi ile irtibata geçmediği gibi, başka avukata vekalet verip kendisini azlettiğini, satış günü davalının mahcuz malları muhammen bedellerinin % 40'na satın aldığını öğrendiğini, davalının azil gerekçesinde Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/817 esas sayılı ve Ankara 10.Asliye
Ceza Mahkemesinin 1997/154 esas sayılı dava dosyalarına girmediğim ve diğer davalar hakkında bilgi vermediğim, görevimi yerine getirmeyerek sürüncemede bıraktığımı iddia edilmekteyse de, 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 1996/154 esas sayılı dosyasını takip etmem hususunda davalı tarafından talimat verilmediğinden girmediğini, Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davaya ve diğer üstlendiğim tüm dava ve icra dosyalarına girip takip ettiğini, görevimi savsaklamadığını, icra dosyasında satış işlemindeki aksamanın davalının masraf vermemesinden kaynaklandığını, davalının azlinin haksız ve mesleki onuruna saldırı teşkil ettiğini bildirip, aralarındaki Avukatlık Ücret Sözleşmesi ile kararlaştırılan 5.000.000.000 TL ücreti ile, Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 1996/5739, Ankara 3.İcra Hakimliğinin 1996/674, Adana 2. İcra Hakimliğinin 1996/2027, Ankara 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/517, Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 1996/673, Sincan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/286 esas sayılı dosyaları ve icra-inkar tazminatının tahsiline ilişkin takiplerden dolayı, Avukatlık Yasası ve Asgari Ücret Tarifesi gereği toplam 5.229.936.000 TL alacağı olduğunu bildirip, bu miktarın ve 1.000.000.000 TL manevi tazminatın faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 1996/5739 sayılı dosya ile takibe konulan çekin, kendisine Şaban Sılay ve Sevgül Yıldırım'ın ciroları ile geçtiği halde, davalının bu kişiler hakkında takip yapmadığını, çek borçlusu hakkında 6 aylık şikayet süresinde şikayet etmeyerek borçluyu ceza tehdidi ile borcunu ödemeye zorlamadığını, borçlunun haczedilen mallarının bankaya rehinli ve devlete vergi borcu nedeniyle hacizli olduğundan satıştan netice alınamadığını, davacının görevini ihmal edip alacağının tahsili imkanını ortadan kaldırdığını, davacının dayandığı ücret sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davalının aldığı masraf avanslarının hesabını da veremediğini, vekalet ilişkisinin güvene dayandığını, bu nedenlerle azlin haklı olduğunu bildirip davanın reddini istemiştir.
Mahkemece azlin haksız olduğu gerekçesi ile 5.142.721.724 TL ücretin davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davalı tarafından ibraz edilen ücret sözleşmesine ait fotokopide, alt taraftaki kısmın dava konusu ücret sözleşmesinde kararlaştırılan kısmın paylaşımına ait olmadığı ve hasma tahmili gereken vekalet ücretine ilişkin olduğunun anlaşılmasına, sonuca etkili bulunmamasına göre davalının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dosya kapsamından davacının, davalının vekili olarak davalının hamili olduğu ödenmeyen çekin tahsilini sağlamak üzere Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 1996/1732 D.İş sayılı 11.11.1996 tarihli kararı ile, çek keşidecisi Meta Pazarlama Ticaret Ltd.Şti ile, cirantaları olan Şaban Sılay ve Sevgül
Yıldırım hakkında ihtiyati haciz kararı verildiği halde, sadece Tema Pazarlama Ticaret Ltd.Şti. hakkında icra takibi yaptığı, cirantalar hakkında icra takibi yapmadığı gibi, haklarındaki ihtiyati hacizden vazgeçtiğini icra dosyasına yaptığı 3.12.1996 tarihli beyanı ile bildirip, borçlu keşideci şirket hakkında Cumhuriyet Savcılığına da şikayette bulunmadığı anlaşılmaktadır. Esasen bu hususlar taraflar arasında da çekişmesizdir. Davacı, Cumhuriyet Savcılığına davalı müvekkilinin talimatı gereği şikayette bulunmadığını, yine cirantalar hakkında da davalının talimatı ile takip yapmadığını savunmuş ise de bu savunmasını yasal delillerle kanıtlayamamıştır.
Vekaletin şümulünü açıklayan B.K. 388/2 maddesi Vekalet vekilin takabbül eylediği işin yapılması için icap eden hukuki tasarrufları ifa selahiyetini şamildir hükmünü, B.K. 389/1 maddesi vekil, müvekkilinin sarih olan talimatına muhalefet edemez.. hükmünü, B.K. 390/1-2 maddesi Vekilin mesuliyeti umumi surette işçinin mesuliyetine ait hükümlerine tabidir. Vekil, müvekkile karşı vekaletini iyi bir surette ifa ile mükelleftir hükmünü getirmiştir. Bu kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde avukat olan vekilin, müvekkiline hukuki yardımını en iyi ve kapsamlı şekilde yapmak zorunda olduğu gibi, işi sadakat ve özenle yapmak zorundadır. Vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etmelidir. Vekil üstlendiği işi görürken, amaçlanan sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca varmak için yaptığı çalışmalardan ve takip ettiği yolun özenle seçilip, görülmemesinden sorumludur. Davamızda vekil olan davacı, çek borçlusu keşideciyi Cumhuriyet Savcılığına şikayet etmemek, cirantalar hakkındaki ihtiyati haciz kararından vazgeçip icra takibi yapmamakla, davalı alacaklının yasal zorlama haklarını kullanamamasına ve alacağının tahsilinin gecikip zorlaşmasına, hatta imkansızlaşmasına yol açtığı ve böylece görevini ihmal ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davalı tarafın yaptığı azil haklıdır. Vekil eden davalının bu hususları, davacı vekiline gönderdiği azilnamede açıkça belirtmemiş olması, bu davada ileri sürmesine engel değildir. Davalı tarafça yapılan azil haklı olduğundan, Avukatlık Kanunu 174/2 maddesine göre, davacı ücretinin ödenmesini isteyemez. Ancak davacı azil tarihinden önce, davalı vekili olarak takip ettiği biten ve sonuçlanmayan dava ve işler için, azil tarihine kadar davacının avukat olarak sarf ettiği emek ve mesaisi nazara alınarak, adalete uygun bir avukatlık ücreti takdiri H.G.K 1987/3-186 esas ve 957 karar sayılı 23.9.1987 günlü kararında belirtildiği gibi hakkaniyete uygun düşecektir. O halde davacının, azle yol açan Ankara 17.İcra Müdürlüğünün 1996/5739 sayılı dosyasında ücrete müstahak olmadığı dikkate alınarak, davacının dayandığı ücret sözleşmesinde kararlaştırılan ücreti isteyemeyeceği, azil tarihine kadar takip edip sonuçlanan ve sonuçlanmayan diğer dava ve işler için avukatlık ücretinin miktarı, ilgili dosyalar incelenip azil anına kadar olan mesai ile yaptığı işlerin önemi ve işin bulunduğu aşama göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun olarak hesaplanıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1. Bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 21.09.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy