(818 S. K. m. 386)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde davalı vekili avukat Atilla Çelik ile davacı vekili avukat Mehmet Kaya'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, vekili olan davalının mülkiyeti kendisine ait olan taşınmazını kendisinden habersiz olarak önce karısına, daha sonra da karısına vekaleten üçüncü şahıslara temlik ettiğini, davalı ve üçüncü şahıslar aleyhine açtığı tapu iptali davasını kaybettiğini, davalının vekillik görevini kötüye kullandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle şimdilik taşınmazın dava tarihindeki değeri olan 20.000.000.000 TL.nın en yüksek ticari faiziyle ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kesin hüküm ve zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, tapuda davacı adına gözüken taşınmaza aslında davacı ile 1/2'şer oranında ortak olduklarını, ayrıca birde borca batık ortak bir şirketlerin bulunduğunu, davacının talimatıyla davaya konu taşınmazı eşine sattığını, aldığı para ile ortak şirketlerinin borçlarını ödediğini, taşınmaz üzerindeki banka ipoteğini kaldırttığını savunarak, hem usulden, hem de esastan davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın savunmasını ispat edemediği gerekçe gösterilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı vekil, vekalet görevini iyi bir surette ifa ile mükellef olduğu gibi vekil, müvekkilinin talebi üzerine yapmış olduğu işin hesabını vermeye ve bu cihetten dolayı her ne surette olursa olsun almış olduğu şeyi müvekkiline tevdi mecburiyeti vardır. Davalı vekilin davaya konu taşınmazı önce karısına, daha sonra da karısına vekaleten 13.5.1994 tarihinde üçüncü şahıslara ipotekli olarak sattığı ve taşınmazın davacının borcundan dolayı ipotekli bulunduğu toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu durumda, 13.5.1994 tarihi itibariyle taşınmazın ipotekli olarak davacının elinden çıktığının kabulü gerekir. Öyleyse mahkemece, taşınmazın 13.5.1994 tarihi itibariyle ipotekli olarak raiç değerinin belirlenmesi ve belirlenen bu bedele hükmedilmesi gerekirken, dava tarihindeki değerine hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 07.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy