(743 S. K. m. 779) (818 S. K. m. 105)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacılar, murislerinin davalıya on parça taşınmaz sattığını, satış bedeli 1.067.550 TL.nın 432.050 TL.nın peşin ödendiğini, geriye kalan 635.550 TL.de 1.8.1970 ile 1.2.1971 tarihleri arasında ödeneceğinin karalaştırıldığını ve tapu kaydına ipotek konulduğunu, satış bedelinin tamamı ödenmediği halde davalının ipoteğin fekki davasını, açtığını, davalının bakiye borcunun 545.550 TL. olduğunu, 20 yıl önceki borcu aynı miktarda ödemeyi istediğini, bu bedelin faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesi halinde dahi mağduriyetlerinin giderilmesinin imkansız olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 250.000.000 TL. munzam zarar alacağının dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalı kooperatiften alınmasını istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, taşınmaz bedelin davacıların murisine ödendiğini bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece 250.000.000 TL.nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davalı kooperatife satılan taşınmaz üzerinde bakiye satış bedeli yönünden ipotek tesis edilmiş ve halen taşınmaz üzerinde ipotek mevcut olduğundan Medeni Kanunun 779. maddesi gereğince zamanaşımı cereyan etmeyeceğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Satış bedelinin tümünün ödendiği davalı tarafından ispat edilmemiştir. Nitekim Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesinin 1994/294 esas sayılı dava dosyasına ibraz ettiği 19.12.1991 tarihli dilekçesinde davalı kooperatif bakiye bedeli mahkeme veznesine depo etmeyi talep etmiştir. Davacılar, bu davada Borçlar Kanunu'nun 105. maddesine dayanarak munzam zararlarını talep etmişlerdir. Esas alacak yönünden zamanaşımı işlemez ise de munzam zarar bakımından davacılar davadan geriye dönük olarak 10 yıllık süre için munzam zarar talep edebilirler. Hesaplanacak munzam zararın bu çerçevede hesaplanarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken 1971 yılı itibariyle munzam zararın hesaplanması doğru değildir ve bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1.bend gereğince davalının diğer temyiz itirazının reddine, temyiz olunan kararın 2.bendde açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.02.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy