(818 S. K. m. 49, 98) (2709 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, abonesi olduğu cep telefonunun 5.4.1998 günlü fatura bedelini süresinde ödemesine rağmen 18.5.1998 ile 20.5.1998 tarihleri arasında görüşmeye kapatıldığını, ödeme makbuzunu gösterince ek işlem yapmadan yeniden görüşmeye açıldığını, sorumluları hakkında yasal yollara başvurmak için isimlerinin bildirilmesini istediğinde 22.6.1998 tarihli yazı ile olumsuz cevap verildiğini, Avukat olması 19.5.1998 tarihinde şehir dışında olması nedeniyle, müvekkilleriyle temas kuramadığını, haksız ithamlara maruz kaldığını, idarenin haksız eylemi ile kişilik haklarının ihlal olunduğunu, uğradığı manevi zarar nedeniyle 500.000.000 TL. manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, olayda kusurunun olmadığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar serbest iradeleri ile yasaya uygun olarak akdettikleri sözleşmenin taraflardan birinin ihlali halinde BK.nun 98/2 maddeleri delaletiyle haksız fiillere ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür.
Sanayileşmenin sonucu olarak ve gelişen toplumsal yaşam nedeniyle ortaya çıkan iltihaki sözleşmeler toplum hayatını büyük ölçüde etkilemektedir. Elektrik su telefon vs. gibi ihtiyaçların temini için düzenlenen bu sözleşmelerin içerik ve şartları taraflardan biri tarafından hazırlanır. İhtiyaç sahibi tarafından bu sözleşmelerin içerik ve şartlarının görüşülmesi ve tartışılması olanağı yoktur. Sunulan hizmetten yararlanmak zorunda olan tarafın seçeneği yoktur. Şartları ve sözleşme içeriğini ya kabul edecektir. Veya bu hizmetten yararlanmaktan vazgeçecektir. Bu gibi sözleşmelerde hakim taraf, sözleşmenin ihlali halinde karşı tarafın sorumluluğuna ilişkin hükümleri de kendi lehine olarak detaylı bir şekilde göstermekte, kendi sorumluluğuna dair hiçbir hükme yer vermemektedir.
Sözleşmenin hakim tarafının yaptığı eylem ve işlemlerden sorumlu olmayacağının kabulü toplumun adalete olan güvenini sarsar, toplum barışını bozar. Anayasanın 17/3 madde ve fıkrasında
kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan
muameleye tabi tutulamaz hükmüne yer verilmiştir. İnsan gibi muamele görmek her çağdaş bireyin Anayasal hakkıdır. Buna aykırı her davranış kişilik haklarını ihlal eder ve sorumluluğu gerektirir. Nitekim sözleşmeye kişilik hakları ihlal edecek şekilde aykırı davranışlarda da BK. nun 98 maddesi delaletiyle aynı yasanın 49. maddesi hükmünün getirilmiş olduğu açıktır.
Somut olayda, telefon için iltihaki sözleşme yapıldığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, telefonun konuşmaya kapatılmasının idarenin sorumluğunu manevi tazminatı gerektirip gerektirmeyeceği noktasındadır.
Davacı, telefon konuşması nedeniyle davalı tarafından düzenlenip gönderilen fatura bedelini süresi çerisinde ödemiştir. Buna rağmen davalı idare bu ödemeyi kayıtlarına işlememiş ve iki gün süre ile davacının telefonunu konuşmalara kapatmış, ödeme makbuzunun ibrazı üzerine telefonu tekrar konuşmaya açmıştır. Fatura bedeli ödenmesine rağmen telefonun konuşmalara kapatılması sözleşmeye açıkça aykırı bir davranıştır. İdare sözleşmenin kendisine yüklediği dikkat ve özen borcunu yerine getirmemiştir. Avukat olan davacı, telefonunun konuşmaya kapatılması nedeniyle özel ve mesleki ilişkilerinde zor duruma düşmüş bundan dolayı üzüntü çekmiştir. Davacı sözleşmenin kendisine yüklediği edimleri yerine getirmesine rağmen telefonunu konuşmaya kapatan sorumlular hakkında yasal yollara baş vuracağını belirtip idareden sorumluların kim olduğunun bildirilmesini istemiş, davalı idare ise bu başvuruya verdiği cevapta, en azından olması gereken insani ilişkiler açısından özür dileyecek yerde
yapılan işlemden dolayı sorumlu personel olmadığını.. bildirmiş dilekçe sahibine gelişi güzel cevap vermek suretiyle onur kırıcı bir davranış sergilenmiştir. İdare sözleşme ile yükümlendiği görev ve sorumluluğunun bilincinde olmak, sözleşme gereği dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Davalı idarenin davranışı ile davacının kişilik hakları hukuka aykırı biçimde ihlal edilmiştir. BK. nun 98. maddesini delaletiyle 49. maddesinin uygulanması ve davacı yararına makul düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.09.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy