(818 S. K. m. 44, 98)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait kahvehaneyi 1.1.1993 tarihli kira sözleşmesi ile kiraladığını, 1.1.1999 tarihinde boşaltacağına dair noterden taahhütname vermesine rağmen, davalının 1.4.1995 tarihinde kiralananı bir başkasına kiralandığını, kiralananı kullanamadığını öne sürerek mahrum kaldığı gelir kaybı 1.650.000.000 TL ödediği vergi borcu 80.000.000 TL, ruhsat sahibine ödediğini 130.000.000 TL ve manevi tazminat olarak da 100.000.000 TL. nın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece mahrum kalınan gelire ilişkin tazminatın kabulüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiş, davalının temyizi üzerine hüküm Dairemizce bozulmuş, bozma ilamına uyularak bu kez maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 6.000.000 TL. nın faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm bu kez davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararında davalının diğer temyiz itirazları reddedilip kural olarak davalının sözleşmenin bitimine kadar geçen sürede davacının mahrum kaldığı kardan sorumlu olacağı ancak davacının da aynı nitelikteki bir yeri kiralama gayreti içine girmesi BK.nun 98. maddesi delaletiyle aynı kanunun 44. maddesi hükmü uyarınca zararın artmasını önlemesi gerektiği, bu durumda davacı zararının, sözleşmenin feshi tarihinden itibaren aynı nitelikteki bir yeri yeniden kiralayabileceği tarihe kadar geçen süre ile sınırlı olmak üzere kar mahrumiyeti isteyebileceği vurgulanarak sadece bu yönden karar bozulmuştur. Öyleyse bu durum karşısında mahkemece yapılması gereken iş, dava konusu gibi bir yerin, davacı ile davalı arasındaki kira sözleşmesinde öngörülen koşullar altında sözleşmenin feshi tarihinden itibaren davacı tarafından ne kadar süre içinde kiralanabileceği uzman bilirkişi raporuyla saptanıp bu süre ile sınırlı olmak üzere belirlenen miktar kira mahrumiyeti zararına hükmedilmesinden ibarettir. Mahkemece bozmaya uyularak iki defa bilirkişi düşüncesine başvurulmuş ise de bilirkişilerin ilki Dairemiz bozma kararında belirtilen sürenin 9 ay olduğunu, raporu hükme esas alınan bilirkişi ise, bunun ancak 15 gün olduğunu açıklamışlardır. Her iki rapordaki açıklamaların gerekçeleri de somut olayın özelliğine uygun düşmemektedir. Raporlar arasındaki çok açık çelişki de ortadadır.
Bu çelişki giderilmeden, hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararında açıklanan şekilde gerekçeli, dayanakları gösterilen taraf ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy