(1086 S. K. m. 275) (1136 S. K. m. 34, 174)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, vekili olan davalının alacaklı olduğu toplam 507.000.000 TL çek bedelleri için 407.000.000 TL.lık icra takibi yaptığını, gerekli şikayeti de yapmadığını, aynı zamanda borçlunun vekili olarak da çalıştığını öğrenince davalıyı vekaletten azlettiğini, davalı hesabına yatırılan 40.000.000 TL ile eksik icra takibi nedeniyle 100.000.000 TL.nın işleyen faizi olmak üzere toplam 300.000.000 TL maddi tazminat ile 1.000.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı tarafından gönderilen 40.000.000 TL.yi dava ve icra takibinin masraflarına harcadığını, 100.000.000 TL eksik icra takibi yaptığını anlayınca davacıdan alması gereken 60.000.000 TL vekalet ücretini almadığını, 40.000.000 TL kıymet takdir avansını yatırdığını, alacağın tahsili aşamasında azledildiğini, borçlu hakkında gereken işlemleri yaptığını savunarak davanın reddini dilemiş, karşı davası ile de davacının avukatlık ücret sözleşmesi gereğince ödemesi gereken 100.000.000 TL vekalet ücreti ile 1.000.000.000 TL manevi tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının davasının reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 100.000.000 TL maddi, 700.000.000 TL manevi tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davacının çekten dolayı bakiye 100.000.000 TL için takip ve dava ile alacağını tahsil edemediğini kanıtlayamamış bulunmasına göre davacının aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava ve karşı dava, vekalet görevinin gereği gibi ifa edilmemesinden ve haksız azilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. O nedenle öncelikle davada, azlin haklı olup olmadığının saptanması gerekir. HUMK. 275. maddesi ile hakimin mesleği gereği bilmesi gereken konularda doğrudan inceleme yaparak karar verebileceği, teknik ve özel bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi düşüncesinden faydalanabileceği açıkça belirlenmiştir.
Somut olayda mahkemece deliller toplanmış olduğundan bu deliller kapsamında azlin haklı olup olmadığının tayin ve tespiti görevi hakime aittir. Davacının davalıya verdiği vekaletname 16.2.1998 tarihlidir. Bu vekaletnamenin verilmesine neden olan, aleyhinde dava ve icra takipleri yürütülecek dava dışı İsmet Güleç'in davalı avukata verdiği vekaletname ise 21.9.1998, azil ise 21.7.1999 tarihlidir. Avukatlık, karşılıklı güven ve sadakat isteyen bir meslek olup vekalet de bu inanç doğrultusunda verilir. Davalı avukat, davacının bu inancını kötüye kullanarak hasım tarafın kendisini vekil tayin etmesine karşı koymamış, onun da vekilliğini üstlenmiştir. Bu durumun müvekkil davacının davalı avukatına karşı beslediği güvenin sarsılmasına neden olduğunun kabulünde duraksamaya yer yoktur. O nedenle davacı müvekkil salt bu nedeni ileri sürmek suretiyle dahi azilde haklıdır.
Öte yandan davalı, toplam 507.000.000 TL tutarında bulunan çekler nedeniyle borçlusu tarafından hiçbir ödeme yapılmamış olmasına karşın 407.000.000 TL üzerinden icra takibi yapmıştır. Burada dahi gereken özen borcunu yerine getirmemiştir. Hatalı yaptığı işlemin onarımı ile ilgili olarak da hiçbir girişimde bulunmamıştır. Bu dahi davacının davalıya olan güvenini sarsıcı bir işlemdir. Öncelikle Avukatlık Yasası hükümleri uyarınca haklı olarak azledilen vekilin vekalet ücreti alamayacağı açık olduğu gibi başkaca bir neden olmaksızın salt bu haklı azilden dolayı da kişilik haklarının saldırıya uğradığı, manevi tazminat isteyebileceği de kabul edilemez. O nedenle mahkemece karşı davada, talep edilen manevi tazminat ile 100.000.000 TL vekalet ücretine ilişkin talebin reddi yerine kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- Davalı, davacıdan 40.000.000 TL avans olarak aldığını, bunun 20.000.000 TL.sini dava dosyasına, 20.000.000 TL.sini icra takip dosyasına harcadığını ileri sürmüştür. Mahkemece davalının bu kabulü üzerinde duruşmamış, gerçekten davacıdan 40.000.000 TL avans olan davalının bu harcamaları yapıp yapmadığı, yapmış ise ne miktar yaptığı araştırılmamıştır.
Mahkemece bu konuda gerekli araştırma yapılmalı, davalının yaptığı masraflar 40.000.000 TL.yi karşılıyor ise davacının bu kalem istemi de şimdiki gibi reddedilmeli aksi takdirde sarf edilmeyip vekil davalı zimmetinde kalan bir miktar varsa buna hükmedilmelidir. Mahkemenin bu hususu yerine getirmemiş olması da bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy