(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, 22.12.1997 tarihinde Ümraniye Yukarı Dudullu Köyü'nde kain 13595 parsel sayilı taşınmazdaki davalıya ait 802/33410 payı satın aldığını, bedelini nakden ve peşinen ödediğini, bu taşınmazlardaki Paşa Albayrak, Süsenber Dalgıç ve Ahmet Uğur'a ait üzerlerinde davalı lehine gayrimenkul satış vadi şerhleri bulunan payları da satın almak istediğini, bu amaçla düzenlenen 24.12.1992 tarihli protokole göre şerhler kaldırıldığında davalıya 15.000 Amerikan Dolarının verileceğinin kararlaştırıldığını, protokolün teminatı olarak 15.000 Amerikan Doları bedelli aynı düzenleme tarihli vade tarihi boş bir teminat bonosunun davalıya verildiğini adı geçen 3. kişiler paylarını satmaya yanaşmadıklarından şerhlerin kaldırılmasında çıkarının kalmadığını, bonodan dolayı açtığı menfi tespit davasının Şişli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp lehine sonuçlandığını ve kararın kesinleştiğini, bu defa davalının 24.12.1997 tarihli protokole dayanarak satış bedelinden 15.000 USD alacağı kaldığını ileri sürüp Beyoğlu İcra Müdürlüğü'nün 1999/14183 esas sayılı dosyası ile takibe giriştiğini, süresinde itiraz etmediğinden takibin kesinleştiğini, kendisinin Pakistan asıllı olduğunu Türkçeyi konuştuğunu, ancak okuyup yazamadığını, protokolün şerhle ilgili olduğunu zannederek imzaladığını, davalıya satıştan kalan bir borcu olmadığını protokolden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, protokole göre düzenlenen teminat bonosunun mahkeme kararı ile iptal edilmiş olduğunu, ancak davacının borçlu olup teminat bonosunun iptalinin asıl borç ilişkisini etkilemeyeceğini, 15.000 dolar borç ödendiğinde protokol gereğince şerhin kaldırılacağını şerhler kaldırıldığı halde borcun ödenmediğini, takibin konusunun protokol muhtevası borç olmadığını, davacının okuryazar olmadığı iddiasının varit olmadığını, davanın reddine karar verilmesini ve %40 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, protokole göre 22.12.1997 tarihinde yapılan satıştan 15.000 Dolar borcun kaldığının açık olduğu, sözleşmeye itibar edilmesi gerektiği gerekçesi ile dava reddolunmuş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, bu davada, davalı şirketten bedelini nakden ve peşin ödemek suretiyle gayrimenkul payı satın aldığını, taşınmazdaki 3. şahıslara ait diğer payları da satın almak istediğini, ancak satın almak istediği payların tapu kayıtlarında davalı şirket lehine gayrimenkul satış vadi şerhi bulunduğunu, bu şerhlerin kaldırılması için 24.12.1997 protokol başlıklı sözleşme ile 15.000 USD ödemeyi kabul ettiğini, bunun için aynı tarihli 15.000 USD bedelli teminat bonosu verdiğini, taşınmaz paylarının başka bir şahsa satılması nedeniyle sözleşmedeki borcunda konusunun kalmadığını ancak Türkçe okuyup yazma bilmediğinden protokolün 2. maddesinde, önceki satıştan borç kaldığı biçimindeki ifade nedeniyle davalının icra takibine giriştiğini, bu nedenle takibe dayanak yapılan protokolden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık protokolün 2. maddesinde ifadesini bulan gayrimenkul pay satışından dolayı davacının davalı şirkete borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi dosyada yer alan protokol başlıklı sözleşmenin 2. maddesinde taraflar arasındaki gayrimenkul pay alım satımından dolayı davacının davalıya 15.000 USD borçlu kaldığı ve bunun için aynı tarihli 15.000 USD bedelli teminat bonosunun davalıya verildiği hüküm altına alınmıştır. Sözleşmenin 3. maddesinde adı geçen 3. şahıslara ait paylar üzerinde davalı şirket lehine şerhler bulunduğu belirtilmiş, 4. maddesinde ise davalı şirket lehine olan bu şerhlerin kaldırılması karşılığı 15.000 USD.nin davacı tarafından davalıya ödeneceği açıklanmıştır. Ve yine bu maddede, 21 maddesindeki (bonoya bağlanmış bulunan) 15.000 USD.nin ödendiğinde şerhlerin derhal kaldırılacağı hükme bağlanmıştır. Protokolün 2 ve 4. maddeleri taraflar arasındaki pay satışına ilişkin resmi akit tablosunun ışığı altında birlikte incelendiğinde önceki taşınmaz satışından dolayı davacının davalı şirkete borcunun kalmadığı, gerek 2. madde de, gerek teminat bonosunda ve gerekse 4 madde de gösterilen 15.000 Amerikan dolarlık borcun tek bir borç olduğu, bununda 3. şahıslara ait paylar üzerindeki şerhlerin kaldırılması karşılığı davalıya ödeneceği açıkça anlaşılmaktadır. Protokol, bütün maddeleri ile bir bütün olarak değerlendirilmelidir. 3.şahıslara ait paylar başkasına satılmış olmasına, bonodan dolayı davacının davalı şirkete borçlu olmadığının kesinleşen Şişli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile saptanmış bulunmasına göre protokolden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi yolunda hükmün kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy