(4077 S. K. m. 8, 23, 31)
Dava: Taraflar arasındaki tüketiciyi koruma davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı ile devre tatil sözleşmesi yaptığını, cayma bildirimi belgesi verilmediğini öne sürerek, sözleşmenin feshi ile ödenmeyen senetlerin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece, devre tatil sözleşmesinin davalı şirkete ait devre tatil belgesinde imzalandığı ve bu nedenle kapıdan satış sayılmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa davacı dava dilekçesinde ortaca tatil beldesinde tatil yaparken, devre tatil sözleşmesini imzaladığını belirtmiştir. Dosyada davacının, davalıya ait tesiste tatil yaptığına ve sözleşmeyi burada imzaladığına dair herhangi bir delil yoktur. Bu durumda sözleşmenin, kapıdan satış niteliğinde olmadığına dair mahkeme kabulü yerinde değildir. Ne var ki, bu nitelikteki satımların kural olarak kapıdan satış şeklinde yapıldığı da söylenemez. Satışın kapıdan satış olduğunu iddia eden davacı, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Hangi satışların kapıdan satış sayılacağı ise, 4077 sayılı yasanın 8. maddesi ile, aynı yasanın 31. maddesinin yollamasıyla yayınlanan, kapıdan satışlara ilişkin Uygulama Usul ve Esaslarına Dair Tebliğin (TRKGM-95/136-137) 4. maddesinde açıkça belirtilmiştir.
Mahkemece öncelikle davacıdan bu iddiasıyla ilgili olarak delilleri sorulmalı, varsa davalının karşı delilleri de toplanmalı, satışın kapıdan satış tanımlamasına uygun bir satış olup olmadığı saptanmalı, bunun sonucuna uygun olarak karar verilmelidir. Eksik inceleme ile, yazılı şekilde davanın reddi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Davalı yargılama sırasında, kendisini vekille temsil ettirmediği halde, 59.362.125 TL nispi ücreti vekaletin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine karar verilmesi de kabul şekli bakımından usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
3- 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 23. maddesinin 3. fıkrasında, tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve bakanlıkça açılacak davaların, her türlü resim ve harçtan muaf olduğu belirtilmiştir. Bu hüküm tüketicilerin ve tüketici örgütlerinin kolaylıkla dava açmalarını sağlama amacına yönelik olup, bu nedenle dava açarken bunlar, harçtan sorumlu tutulmamışlardır. Mal ve hizmet sunan satıcıların harçtan sorumlu tutulmamasına ilişkin, yasada bir hüküm yoktur. Dava sonunda dava kabul edildiği takdirde davanın değerine göre davalının harçtan sorumlu tutulması hükmü temyiz ettiklerinde de bunlardan temyiz harcının alınması, harçlar kanununun amir hükümleri gereğidir. Davanın reddi halinde ise, davacılar harçtan muaf oldukları için bunlardan harç alınmaması gerekir.
Mahkemece bu yön gözetilmeden, davacıdan kararı temyiz ederken harç alınması da, kabul şekli bakımından usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Birinci, ikinci ve üçüncü bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy