(1086 S. K. m. 213, 337, 377)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı ile müştereken satın aldıkları payın tapusunun davalı adına oluştuğunu, davalının hem hususi hem noterden verdiği taahhütname ile yarı payın bedelsiz devrini kabul edip, yarı pay üzerine ev yapılmasına muvafakat verdiğini, hisseye düşen kısmın üzerine temel attığını, ancak davalının payı bir başkasına sattığını ileri sürerek fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı mahfuz olmak üzere yapılan temel ve arsa bedeli olan 102.000.000 TL. nın yapış ve satış tarihinden işleyecek faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı ile müşterek aldıkları yerin kendi adına tescil edildiğini, haricen taksim edilip, şuyulandırma sonucu ayrı ayrı parsel numarası aldığını, sonrada her iki parselin satılıp, davacı tarafından da bedeli alındığı savunularak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının yapıyı iyi niyetle yaptığından taleple bağlı kalınarak 102.000.000 TL. nın dava tarihinden itibaren değişen oranda yasal faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulduğundan dava açmakta muhtariyetine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı ile davalının tapulu taşınmazdan müştereken alınan payın, tapusunun davalı Hasan adına oluşturulduğu, sonra 1/2 payın davalı tarafından davacı İsmet'e bedelsiz olarak devredilmesinin kararlaştırıldığı bitişik nizam veya ayrı ayrı inşaat yapılmasına da izin verildiği, davacının yapmış olduğu yapı ile birlikte taşınmazın üçüncü bir şahsa davalı tarafından tapuda devrinin yapıldığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Davacının istemi, kendisine isabet eden taşınmaz üzerine yaptığı temel ile taşınmaz zemin bedelinin ödetilmesidir.
Davalı, taşınmazı satın aldıktan sonra paylaştıklarını, paylaşmaya göre şuyulandırma sonucu oluşan parsellerin ayrı ayrı şahıslara satılmak suretiyle bedellerinin alındığını, davacının da 1/2 pay bedelini aldığını kendisinde alacağı kalmadığını savunmuştur.
Davalı, üçüncü sahsa satımı yaptığına şuyulandırma sonucu oluşan parsellerden birinin davacıya ait olduğunu kabul ettiğine göre yaptığı satışın davacının rızası ile olduğunu ve aldığı bedeli de davacıya ödediğini yasal delillerle kanıtlamalıdır. Öyle ise davalıya bunu ispat imkanı tanınmalı, delillerini bildirmesi için mehil veya gerektiğinde kesin mehil verilmelidir. Davalı birinci oturuma gelmiş, ikinci oturum için mazeret dilekçesi vermiş, mazeretin kabul veya reddi ile ilgili karar oluşturulmamıştır. Öte yandan davalıya delilleri ile ilgili yapacağı işin ne olduğu ara kararında açıklanmış da değildir. Diğer taraftan taraflardan birinin yokluğunda tahkikat ve yargılamaya devam olunabilmesi için davetiyenin HUMK. nun 213 ve 377. maddelerindeki meşruhatı taşıması gerekir. Davalıya çıkarılan tebligata basılan kaşe okunaklı olmadığı gibi tebligata anılan kanunun 377. maddesi yerine 337. maddesi yazılarak yargılamanın yokluğunda bitirilmesine gidilerek hüküm kurulması yanlıştır. Bozma nedenidir.
3- Davacının temyiz incelemesine gelince; yukarıda değinildiği gibi davacı, davada hem temel yapı bedeli hem arsa bedelini istemiş olmasına rağmen hüküm, sadece temel yapı bedelini kapsamaktadır. Mahkemece, Gebze Güzeller Mah. 59 pafta, 43 ada, 22 parsel nolu taşınmazın 23.3.1994 tarih ve 1558 yevmiye nosu ile 3194 sayılı yasanın 18. maddesine göre oluşan 2909 ada, 9 parsel sayılı 260 m2 ve 2909 ada 10 parsel sayılı 279 m2 miktarlı taşınmazların imardan oluşan tapu kayıtlarının gitti kayıtları ile getirtilerek mahallinde uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak, temel yapının hangi parsel içerisinde kaldığı belirlenerek davacının yaptığı temel yapı için hiçbir şekilde maliyet hesabı yapılmaksızın taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi itibariyle taşınmazın mevkii, konumu, imar durumu, taşınmaz üzerindeki muhdesatların alıcıya sağlayacağı muhtemel yarar ile varlığının getireceği muhtemel zarar gibi faktörler tek tek irdelenerek taşınmazın muhdesatlı gerçek sürüm değeri belirlenmelidir. Somut olayın özelliğine uygun düşmeyen bilirkişi raporu benimsenerek zemin bedeli nazara alınmadan sadece temel yapı yönünden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent gereğince davalı, (3) numaralı bent gereğince de davacı yararına temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy