(3083 S. K. Geç. m. 1) (1086 S. K. m. 438)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Hazine vekili avukat F.T. ve müdahil davacı vekili avukat A.E. geldi davalı taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı mülga 1757 sayılı yasa uyarınca kamulaştırılıp Hazine adına tescil edilen taşınmazların 3083 sayılı kanunun geçici 1. maddesi hükmü gereğince iadesine karar verildiğini, davalıya yolsuz ve fazla olarak iade edilen dava konusu 30, 31, 228 sayılı parsellerin üçüncü şahsa satılması nedeniyle tapu iptali davası açamadıklarını ileri sürüp fazlasını saklı tutarak 45.843.850.000 liranın iade tarihinden yasal faizi ile ödettirilmesini istemiştir.
Davalı zaman aşımının dolduğunu, 30 sayılı parselin mahkeme kararı ile verildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Dava sırasında Tarım Reformu Genel Müdürlüğü fer'i müdahil olarak davacı yanında davaya katılmıştır.
Mahkemece dosyada mevcut bilirkişi raporlarına göre davalıya fazla iade edilmiş yer bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve fer'i müdahil tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 1757 sayılı yasa uyarınca yapılan komisyon evrakı 3083 sayılı yasaya göre alınan iade kararına ilişkin evraklar ve tapu kayıtları getirtilip, mahallinde keşifler yapılmış ve iki ayrı üçlü bilirkişi heyetinden raporlar alınmış ve bunlara bağlı kalınarak davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki bilirkişi raporları tarafından iddia ve savunmalarını karşılayacak biçimde olmayıp tamamen soyut nitelik taşımaktadır.
Böyle yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi hakkaniyete uygun değildir.
O halde, mahallinde konunu uzmanı toprağın fiziki durumu, verim ve kalitesini bilecek durumda olan üç uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak öncelikle davalıdan 1757 sayılı yasaya göre komisyon yolu ile alınan taşınmazın daha sonra 3083 sayılı yasa uyarınca kendisine iade edilen dava konusu taşınmazların toprak yapısı, verimlilik durumları ve nitelikleri itibari ile ayrı ayrı tetkik ettirilip karşılaştırılması yaptırılarak hangi grup arazi niteliğinde olduğunun açıklığa kavuşturulması ve buna göre davalıya verilen arazinin niteliğinde ve buna bağlı olarak bir hatanın bulunup bulunmadığının kesin olarak saptanması ve bundan sonra bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı taraf yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, 02.03.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy