(4721 S. K. m. 2, 4) (1086 S. K. m. 275)
Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalı Hazine adına kayıtlı taşınmazın 49 yıl süre ile kullanıma tahsis edildiğini, 1998 yılı kira bedeli olarak 1.862.000.000 TL talep edildiğini, davalının sözleşme hükümlerine aykırı aşırı kira talebinin, taraflar arasındaki edimi imkansız hale getirdiğini, 1998 yılı kira bedelinin hak ve nesafet kuralları içerisinde günün koşullarına uyarlanması gerektiğini ileri sürerek, 411.607.200 TL olarak belirlenmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 1998 yılı irtifak kira bedelinin 20.5.1996 tarihinden geçerli olmak üzere 451.897.600 TL. na uyarlanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 20.5.1996 tarihli sözleşmenin hususi şartlar 7. maddesinde İrtifak hakkı bedellerinin her üç yılda bir yeniden belirleneceği, yeniden bedel tesbitinin yapılmadığı ara yıllarda irtifak hakkı bedelinin VUK göre Maliye Bakanlığınca ve her yıl Aralık ayı içinde açıklanan değerleme oranında artırılarak tahsis edileceği yazılıdır. Bu yazılış şekline göre kira parasının tesbiti hakkının davalı idareye verildiğinin kabulü gerekir. Ne var ki, her hakkın kullanımında olduğu gibi, sözleşmeden kaynaklanan hakkın kullanılmasında da Medeni Kanunun 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kurallarına aykırı davranılmamalıdır. O nedenle davalının sözleşmeden kaynaklanan hakkını, dürüstlük kuralları içerisinde kullanması asıldır ve kendisinden beklenen de bu olmalıdır. Davadaki talepte, davalının hakkını kötüye kullanarak fahiş olarak tesbit ettiği 3. yıl kira parasının indirilmesi ve davalının bu davranışa hakimin müdahalesi istemidir. Davada hemen belirtelim ki, davalının takdir hakkının üst sınırının öncelikle belirlenmesi gerekir ki, bunun üzerindeki miktarın hakkın kötüye kullanılmış olduğu kabul edilsin. Olayın özelliği itibariyle davalının taktir hakkının üst sınırı üçer yıllık dönemlerin bitimi tarihinden itibaren yeniden başlayacak üç yıllık dönem başında, dava konusu kiralananın boş olması halinde, emsal ve rayice göre olması gereken kira parası olduğunun kabulünde duraksamaya yer olmamalıdır. Öyle ise mahkemece, dava konusu dönem başında, dava konusu kiralananın boş olması ve yeniden kiraya verilmesi halinde, emsal ve rayice uygun olarak getirebileceği kira parası, bu konuda uzman bilirkişi marifetiyle gerektiğinde tarafların emsalleri de alınmak suretiyle saptanmalı ve davalının taktir hakkının üst sınırının bu yolla belirlenebilecek miktar olduğu kabul edilmeli, bu belirlemeden sonra yine hak ve nesafet kuralları, davacının bu yerde eski kiracı bulunuşu, taraflar arasında uzun süreli kira sözleşmesinin akdedildiği olgusu gözönüne alınarak belli bir miktar indirim yapılmalı ve böylece olması gereken kira parası bulunup sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemenin açıklanan yönleri gözardı ederek, somut olayın özelliğine uygun düşmeyen bilirkişi raporu benimsenerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 09.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy