(818 S. K. m. 159, 161)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, şirketinde hostes olarak çalışan davalının aralarındaki sözleşmenin 11. maddesinde kararlaştırılan ihbar yükümlülüğüne uymadan ve gerekçe göstermeden istifa ettiğini, yine aynı sözleşme maddesi hükmü gereğince davalının kendilerine tazminat borcu doğduğundan hesapladıkları 1950 Amerikan doları tazminatın tahsili için icra takibinde bulunduklarını, davalının takibine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline % 40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin feshinde kusurunun olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının davacı şirketten hiçbir gerekçe göstermeden istifa ettiği ve istifasından sonra dava dışı Türk Hava Yollarında işe başladığı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 1.1.1997 başlangıç tarihli sözleşmenin 11. maddesindeki "davalının yaz döneminde işten ayrılmak istediği takdirde üç ay önceden, kış döneminde ise bir ay önceden davacıya yazılı başvuruda bulunması gerektiği bu yükümlülüğe uymaması halinde işverene son almış olduğu ücretin ve uçuş tazminatının toplamının üç katı tutarında tazminat ödeyeceğine" ilişkin hüküm, cezai şart niteliğindedir.
Hakimin aşırı gördüğü cezaları indirmekle ödevli olduğu BK. md.161/+3 de apaçık belirtilmiştir. Durum böyle olmasına karşın yerel mahkemece saptanan ceza koşulunun aşırı olup olmadığı yönünden tartışma yapılmamış yukarıda sözü edilen yasa hükmü gözardı edilmiştir. Öyle ise konunun üzerinde durulmalı ve tartışma açılmalıdır. Burada kararlaştırılan ceza koşulunun aşırı olup olmadığını belirlemede başvurulması gereken ölçüt ( kıstas ) önem taşır. Gerçekte de, aşırılığı saptamak için hakimin gözönünde bulundurmak zorunda olduğu yönler vardır. Şöyle ki; ceza koşulunun sözleşenler arasındaki ilişkiye uygun düşmeyecek ölçüde yüksek tutulması ve açıkça hakseverliğe aykırı bulunması durumunda aşırılığın varlığı kabul edilmelidir. Böyle bir sonucun benimsenebilmesi için, alacaklının asıl edimi yerine getirmesindeki çıkarı ile ceza koşulu olarak saptanan miktar arasındaki oranın ve borçlunun borca aykırı davranmasındaki kusur derecesinin ve de borçlunun ekonomik durumunun gözönünde tutulması gerekir. Öte yandan alacaklının çıkarların hesabında, borçlunun ifa etmeme yüzünden sağlayacağı kazançlar da gözardı edilmemelidir. Alacaklının, borcun yerine getirmemesinin yol açtığı zararları kapsamı üzerinde de durulmalıdır. Aşırılığın belirlenmesinde , ceza koşulunun borcun yerine getirilmesi için borçlu üzerinde ruhsal bir baskı yaptığı da gözetilmeli, böyle bir baskının ortadan kalkmasına yol açacak biçimde indirimden kaçınılmalıdır. Mahkemece anılan yasa maddesinin uygulanması doğrudan yerine getirilmesi gerekir. Bu hususun gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy