(818 S. K. m. 194, 202, 215)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, Eyüp, E. Mahallesi 689 Ada 8 parsel sayılı inşaatın bodrum kat dairesini Gaziosmanpaşa 4 Noterliğinin 27.4.1998 tarih ve 9151 sayılı, düzenleme şeklinde taşınmaz mal satım sözleşmesi ile davalı müteahhitten satın aldığını, sözleşme gereği dairenin 30.10.1998 tarihinde teslim edilmesi gerektiği halde, teslim edilmediği gibi dairenin, pis su giderlerinin hatalı inşa edilmesi sonucu, oturulamayacak derecede, pis su kanalizasyon ve yeraltı suyu akıntıları ile dolmuş olduğunu belirterek dairenin değeri olan 5.000.000.000 TL. ile kira gelirinden mahrum kalması nedeniyle 480.000.000 TL. tazminatın hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı, kendisine husumet düşmeyeceğini, zamanaşımının gerçekleştiğini bunda hatalı inşaat olmadığını tıkanmaya üst katların atık su giderlerinin sebep olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, daire yönünden 5.480.000.000 TL. tazminat ile 225.000.000 TL. kira kaybının tahsiline, bağımsız bölümün davalıya iadesine, davalının yetkili ve görevli mahkemede dava açmakta muhtariyetine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm ve davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; taraflar arasındaki ilişki satım akdinden ve bu cümleden olmak üzere BK.nun 194 ve sonraki maddelerinde hükme bağlanan ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Davalı tarafından dava konusu taşınmazın davalıya satılıp devredildiği ve halen davacı üzerinde tapuda kayıtlı bulunduğu, taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, satıcının tekeffülü altındaki satılan ayıplı olduğunun anlaşılması üzerine taşınmazın rayiç değerini talep etmekle BK 202 maddesinde hükme bağlanan satımın feshini istemektedir. Davalı ise olayda zamanaşımı gerçekleştiğini ve ayıbın esaslı bir ayıp olmayıp, yukarıdaki dairenin atık su giderlerinin tıkanması sonucu meydana geldiğini iddia etmiş ise de anılan yasanın 215 maddesindeki 5 yıllık süre içinde davanın açıldığı anlaşıldığından mahkemenin zamanaşımına ilişkin davalı defini ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ne var ki, yerinde yapılan keşifte satışa konu olan dairenin, logarların seviyesinden daha düşük seviyede yapıldığı, bu nedenle logardan taşan suların taşınmazı kullanılamaz hale getirdiği anlaşıldığından davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu gibi, davalının da az yukarıda açıklanan yasa maddelerindeki ayıplardan dolayı tekeffülünün varlığının da kabulü gerekir. Davacı satımın feshini istediğine göre satılanı iade ile birlikte ancak ödediği satış bedelini isteyebilir. Mahkemece bu yönde araştırma yapılarak hasıl olarak sonuca göre karar vermek gerekirken, taşınmazın ikame değeri üzerinden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Kabul şekline göre de davacı daire bedeli olacak 5.000.000.000 TL. talep ettiği halde mahkemenin talebi aşacak şekilde daha fazlasına hükmetmesi de doğru bulunmamıştır.
Sonuç: 1 nolu bentte yazılı sebeplerle davacının tüm ve davalının 2.nolu bent dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2. nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.01.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy