(4721 S. K. m. 3, 995, 1023) (743 S. K. m. 2, 3, 908, 931)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-karşı davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı 130 ada, 11 parselin kendisine, 10 parselin ise davalıya ait olduğunu 10 parsel üzerine ve 11 parsel lehine tesis edilen üst hakkı nedeni ile davalıya ait parselin üzerine 2 kat inşaat yaptığını, davalının üst hakkının iptali için açmış olduğu dava sonucu bu hakkın iptal edildiğini daha sonra kendisi aleyhine açılan meni müdahale davası sonucu taşınmazdan el çektirildiği, iyi niyetle yapmış olduğu faydalı ve zaruri masraflardan dolayı davalının haksız zenginleştiğini belirterek kendi yaptırdığı iki katın değeri olan 7.104. 642.000 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, savunmasında davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle alacağın zamanaşımına uğradığını, kaldı ki davacının iyiniyetli olmayıp tesis edilen üst hakkının yasalara uygun konulmadığını, istenen tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini dilemiş, açmış olduğu karşı davada ise davacının kötüniyetli fuzuli şagil olduğunu belirterek 1994 tarihinden itibaren tahakkuk eden 5 yıllık 2.800.000.000 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemenin davanın zamanaşımından reddine ilişkin kararının dairemizce bozulmasından sonra mahkemece davacının iyiniyetli kabul edilmesi sonucu saptanan muhik tazminat karşılığı 6.925.860.000 TL tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karşı davanın ise 396.000.000 TL üzerinden kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı ve mukabil davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacıya ait 11 parsel lehine ve 10 parsel aleyhine tesis edilen üst hakkı üzerine davacının inşaata başladığı, davalının ise üst hakkının kaldırılması için Asliye Hukuk Mahkemesine dava açtığı, bu nedenle ruhsat verilmesini engellemek için belediyeye başvurduğu, dosya içerisindeki belgelerden anlaşılmaktadır. Davalı tarafından üst hakkının kaldırılması için açılan davada yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin karar eldeki davanın davalısının temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesince bozulmuş, bozma ilamında davacı İrfan M'ın Medeni Kanunun 931 ve 2. maddelerine dayanamayacağı vurgulanmıştır. Mahkemece bozma kararına uyulmasından sonra davanın kabulüne karar verilmiş ve yerel mahkemenin bu kararı kesinleşmiştir. Her ne kadar yerel mahkeme iyiniyetin asıl olmasının yasa gereği olup aksini iddia eden tarafın kötüniyeti kanıtlaması gerektiğinden söz ederek davacıyı iyiniyetli kabul etmesi sonucu muhik tazminata hükmetmişse de dosyada yer alan az yukarıda açıklanan davadaki hukuki niteleme ile davacı tarafından değişik tarihlerde davalı aleyhine açılıp reddedilen davalar karşısında davacının kötüniyetli olduğunun kabulü gerekmiştir. Eldeki davada ise davalı ve karşı davacının açmış olduğu ecrimisil davası kabul edilmek suretiyle kesinleştiğinden bu davada davacının iyiniyetli olduğu da kabul edilemez. Kötüniyetli zilyet ancak yapmış olduğu asgari levazım bedelini davalıdan isteyebilir. Mahkemece bu yön gözetilerek bilirkişiden ek rapor alınarak işçilik hariç tutulmak suretiyle asgari levazım bedelinin belirlenmesi ve bu bedel üzerinden davanın kabul edilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Birinci bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy