(818 S. K. m. 386, 393) (1086 S. K. m. 293)
Dava: Taraflar arasındaki karşılıklı alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalı ile birlikte muris Hakkı Aktuğ'un mirasçısı olduklarını, murisin son yıllarında hastalığı nedeniyle işlerini takip etmesi için davalıyı vekil tayin ettiğini, davalının murisin verdiği vekaletnameleri kötüye kullanarak murise ait banka hesaplarındaki paraları çektiğini, ayrıca murise ait köprü, baraj senetleri, hazine bonosu gibi menkul kıymetleri de mal edindiğini ileri sürerek, fazlası saklı kalmak üzere davalının zimmetine geçirdiği Türk Lirası ve yabancı paraya mahsuben 40.000.000.000 TL. banka hesaplarında bulunan paraların işlemiş faizlerine mahsuben 40.000.000.000 TL menkul kıymetlere ve bunların iratlarına mahsuben de 20.000.000.000 TL olmak üzere toplam 100.000.000.000 TL.'nın faizi ile birlikte tahsilini istemişlerdir.
Davalı, murisin parasını ve menkul kıymetlerini zimmetine geçirmediğini, babası murisin malvarlığını hayır işlerinde kullandığını savunarak davanın reddini dilemiş, karşı dava olarak da, murisin ölümünden sonra murise ait banka hesabında bulunan 90.760 DM'ı alarak davacılardan Hikmet Kocabalkan'a verdiğini, bu paradan miras hissesine isabet eden 18.152 DM'ın kendi payı olduğunu ileri sürerek 18.125 DM karşılığı 2.504.976.000 TL.'nın davacı-karşı davalı Hikmet Kocabalkan'dan faiziyle beraber tahsilini istemiştir.
Mahkemece, her iki davanın birleştirilerek yapılan yargılaması sonunda, davalı-karşı davacı Hüseyin Erol Aktuğ'un murise ait banka hesaplarından zimmetine para geçirmediği, menkul kıymetin bulunmadığı, bu nedenle işlemiş banka faizinden de sözedilemeyeceği, murisin sağlığında başlayan huzurevi inşaatı için murisin ölümüne değin harcanan 4.465.643.000 TL.'dan davalı-karşı davacının sorumlu olmadığı, murisin ölümünden sonra huzurevi inşaatı için yapılan harcamalarda diğer mirasçıların muvafakatı alınmadığı nedeniyle davalının miras hissesi çıktıktan sonra bakiye kalan 6.183.625.331 TL.dan davalıdan sorumlu olduğu, davalı-karşı davacının kamulaştırma sonucu elde edilen 11.552.798.500 TL.'nın kullandığı kabul edilerek davacıların davasının kısmen kabulü ile 6.183.625.331 TL.'nın davalı Hüseyin Erol Aktuğ'dan tahsiline, davalı-karşı davacının davasının da kabulü ile 18.152 DM karşılığı 2.488.639.200 TL.'nın davacı-karşı davalı Hikmet Kocabalkan'dan tahsiline karar verilmiş; hüküm davacılar ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı-karşı davacı Hüseyin Erol Aktuğ'un temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacılar, murislerinin vekili olan davalının murise ait para ve kıymetli evrakı zimmetine geçirdiği ve paylarına düşen miktarı davalının vermediğinden bahisle bu davayı açmışlardır. Davanın hukuki dayanağı vekalet sözleşmesidir. Davacıların iddia ettiği şekilde, davalının murise ait banka hesaplarından iddia edilen şekil ve miktarda para çektiğine dair dosyada bir delil bulunmadığı gibi, davalı zimmetinde kıymetli evrak bulunmadığı da anlaşılmakta olup, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Yargılama aşamasında davalının, murise ait taşınmazın kamulaştırılmasından dolayı 11.552.174.663 TL aldığı anlaşılmıştır. Ancak davalı, kamulaştırmadan dolayı ele geçen paradan masraflar çıktıktan sonra arta kalan 8.600.000.000 TL.'nı murise verdiğini, murisinde bu parayı sağlığında iken başlayan huzurevi inşaatına tahsis ettiğini, 8.600.000.000 TL.'nı murisin talimat ve direktifi sonucu huzurevi inşaatı için harcadığını savunmuş ve 8.600.000.000 TL.'nı murise verdiğine dair 20.7.1995 tarihli murisin imzasını taşıdığını iddia ettiği ibraname başlıklı belgeyi ibraz etmiştir. Her ne kadar davacılar bu belgeye karşı koymuş iseler de belgede şahit olarak imzası bulunan Sabri Erkal davalıyı doğrulamış, diğer bir kısım tanıklarda davalı lehine beyanda bulunmuşlardır. Taraflar arasında HUMK 293/1 maddesinde öngörülen akrabalık ilişkisi bulunması nedeniyle olayda tanık dinlenmesi mümkün olup, tanık beyanlarına itibar edilmelidir.
Yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda, kamulaştırılan taşınmaz nedeniyle alınan ve murise teslim edilen miktardan daha fazlasının huzurevi inşaatı için harcandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının kamulaştırma bedelinden elde edilen tüm parayı murisin iradesi doğrultusunda huzurevi inşaatı için harcadığı ve bu nedenle uhdesinde herhangi bir bedel bulunmadığı kabul edilmelidir. Açıklanan bu olgular karşısında davacıların iddiasının sabit olmadığı sonucuna varılmaktadır. Mahkemece bu yön gözetilerek davacıların davalarının tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacıların tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent gereğince temyiz olunan kararın davalı-karşı davacı Hüseyin Erol Aktuğ yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy