(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, ortağı olduğu Kaplan-Er Kuyumculuk Ltd.Şti.nin devrine karşılık olmak üzere kendisinin ödemesi gereken 7 kalem borcu davalı T. A.'nun ödemeyi üstlendiğini ve bu konuda 25.04.2000 tarihli sözleşme imzalandığını, diğer davalı O. A.'ın da bu konuda kefil olduğunu, kendisinin dükkanın devri için tüm işlemleri yaparak şirketin kapanışını verdiğini ve davalıların şu anda aynı dükkanda ticari faaliyette bulunduklarını, ancak davalıların ihtara rağmen taahhüt ettikleri edimlerini yerine getirmediklerini, davalılar aleyhine yaptığı icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalılar, sözleşmede herhangi bir şirketin devrinden bahsedilmediğini, sözleşmenin açık olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacının dükkanı davalı T.'e devrettiği, böylece davacının sözleşmedeki edimini yerine getirdiğini, davalıların ise B.K.nun 173. maddesine uygun olarak düzenlenen borçtan kurtarma aktindeki yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, sadece sözleşmede kararlaştırılan bir kalem borcu ödedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, ortağı olduğu şirketi devretmesine karşılık davalı T.'in de kendisinin borçlarını ödemeyi üstlendiğini, diğer davalı O.'ın da davalı T.'e kefil olduğunu, ancak davalıların borçların bir kısmını ödemediklerini bildirerek bu davayı açmıştır. Davacı 7.9.2000 tarihli ihtarında da aynı maddi olguları ileri sürmüştür. Davacı bu iddiasını ispat için 25.4.2000 tarihli belgeye dayanmıştır. Ancak davacı, bu belgede belirtilen borçların kendisi tarafından ödendiğini iddia ve ispat etmediği gibi, ortağı olduğu şirketi davalı T.'e devrettiğine dair herhangi bir yazılı belge ibraz etmemiştir. Olayda, davalıların açık muvafakati bulunmadığından miktar itibariyle de tanık dinlenemez ve dinlenilen bu tanıkların beyanlarına dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu durumda davacının, davasını ispat ettiğinin kabulü mümkün değildir. Ancak davacı, dava dilekçesinde her türlü delil demek suretiyle yemin deliline de dayanmıştır. Davacıya, davalılara yemin yöneltme hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, değinilen bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.1.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy