(3083 S. K. Geç. m. 1)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmasız müdahil davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Hazine vekili avukat A. Sökmen ve Tarım Reformu Genel Müd. vekili avukat N. Konan ile davalı vekili avukat S. Cevheri'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı mülga 1757 sayılı yasa uyarınca kamulaştırılıp Hazine adına tescil edilen taşınmazların 3083 sayılı kanunun geçici 1. maddesi hükmü gereğince iadesine karar verildiğini, davalıya yolsuz ve fazla olarak iade edilen dava konusu 276-304 sayılı parsellerin üçüncü şahıslara satılması nedeniyle tapu iptali tescil davası açamadıklarını ileri sürüp fazlasını saklı tutarak 83.352.756.000 liranın iade tarihinden yasal faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı husumet, zamanaşımı ve yetki itirazı ile esasa ilişkin olarak da sahibine bırakılan ve arazi iadesine ilişkin işlemlerin kendileri dışında yapıldığını müdahaleleri olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Dava sırasında Tarım Reformu Genel Müdürlüğü fer'i müdahil olarak davacı yanında davaya katılmıştır.
Mahkemece davanın reddine ilişkin karar dairemizce bozulmuş olup, bozmaya uyulduktan sonra bu defa mevcut bilirkişi raporlarına göre yeniden davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı ve müdahil davacı tarafından temyiz edilmiştir. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında mahallinde konunun uzmanı toprağın fiziki durumu, verim ve kalitesini bilecek durumda olan üç uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak öncelikle davalıdan 1757 sayılı yasaya göre komisyon yolu ile alınan taşınmazın daha sonra 3083 sayılı yasa uyarınca kendisine iade edilen dava konusu taşınmazların toprak yapısı, verimlilik durumları ve nitelikleri itibari ile ayrı ayrı tetkik ettirilip karşılaştırılması yaptırılarak hangi grup arazi niteliğinde olduğunun açıklığa kavuşturulması ve buna göre davalıya verilen arazinin niteliğinde ve buna bağlı olarak bir hatanın bulunup bulunmadığının kesin olarak saptanması ve bundan sonra bir karar verilmesi gerekir denilmiştir. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararları tarafları yararına usulü kazanılmış hak oluşturacağından gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Oysa hükme dayanak alınan bilirkişi raporlarında 1757 sayılı yasaya göre komisyonca davalıdan alınan taşınmazlar ile daha sonra 3083 sayılı yasa uyarınca kendisine iade edilen taşınmazların mukayesesi toprak yapısı verimlilik durumları ve nitelikleri ayrı ayrı tetkik edilip karşılaştırılmadığından ve hangi grup arazi niteliğinde bulunduğu açığa kavuşturulmadığından, hükme dayanak alınamaz. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilmek suretiyle yerinde yapılacak keşifle, az yukarıda açıklanan yönler gözetilip bilirkişi kurulundan bu konuda taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp bozma gerekleri yerine getirildikten sonra işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir.
Mahkemece, bu yönlerin gözardı edilmesi sonucu hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı taraf yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 97.500.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 28.02.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy