(818 S. K. m. 44, 98, 524) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Filiz Akgün ile davacı vekili avukat Mahmut Uluğ'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştır. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile aralarında 13.11.1997 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesi düzenlediklerini, sözleşme süresinin beş yıl olmasına rağmen davalının bu süreden önce, müşterek olarak kullanılan yazıhaneyi başka bir yere naklederek ortaklığı fiilen sona erdirdiğini, sözleşme beş yıl devam etmiş olsaydı, bu ortaklıktan 30.000.000.000 TL civarında kar ve gelir elde edeceğini, davalının ortaklığı sona erdirmesi nedeniyle, kardan mahrum kaldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere, 30.000.000.000 TL.nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, yazıhanenin yeri uygun olmadığı için, yönetim kurulu kararı ile değiştirildiğini, ortaklığın son bulmadığını bildirerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 30.000.000.000 TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle Borçlar Kanunu'nun 524. maddesi gereğince "Şirketin kararları, bütün şeriklerin ittifakile ittihaz olunur" hükmü karşısında davalı ortağın işyerini, başka yere nakletmesi sonucu, şirketin feshine sebebiyet verdiğinin anlaşılmasına göre sair temyiz itirazının reddi gerekir.
2-Taraflar arasında 13.11.1997 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli adi ortaklık kurulduğu ve davalı kooperatifin idareci ortak olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, ortaklığın işyerinin davalı yönetici ortak tarafından başka mahalle taşınmasıyla, ortaklığın fiilen son bulduğunu ileri sürüp, bu tarihten itibaren, ortaklığın son bulacağı tarihe kadar, mahrum kaldığı kar payının ödetilmesini istemiştir. Davalı ise, adi ortaklığın devam ettiğini savunmuştur. Mahkemece, sözleşmenin düzenlenerek, ortaklığın faaliyete geçtiği 13.11.1997 tarihi ile son bulacağı 13.11.2002 tarihine kadar ki mahrum kalınan kar payı alacağına hüküm kurulmuştur. Oysa davacının, geçmişe yönelik bir talebi yoktur. Davalı tarafından ortaklık işyerinin nakli nedeniyle, ortaklığın son bulduğu sebebine dayanarak, bu tarihten sonraki kar payı alacağını istemiştir. Bu nedenle HUMK.nun 74. maddesi gözetilerek, ortaklığın fesh edildiği tarihten itibaren kar payının belirlenmesi gerekir. Öte yandan davacı, her ne kadar sözleşmenin bitim tarihine kadar, kar payını talep etmişse de, B.K. 98/2 ve 44. mad. gereğince davacı zararın artmasını önlemek için, gerekli çabayı göstermekle yükümlüdür. Aksi taktirde davalı ortağın durumunu ağırlaştırmış olur ve tazminattan indirim yapılması gerekir. Davacı yeni bir iş bulabilmek için, çaba harcamak suretiyle zararın artmaması için, kendi olanakları ile önlem almak zorundadır. O halde, mahkemece ortaklığın fesih edildiği tarihten itibaren, davacının benzer bir işi ya da, başka bir işi ne kadar sürede bulabileceği bilirkişi aracılığı ile saptanıp, bu sürenin sonuna kadar davacının mahrum kaldığı kar payının ödetilmesine karar verilmesi gerekir. Yazılı şekilde yeterli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazının reddine, temyiz olunan kararın 2. bent gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 97.500.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 7.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy