(818 S. K. m. 20, 520) (6762 S. K. m. 16) (1136 S. K. m. 11, 12, 164)
Dava: Taraflar arasındaki sözleşme iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine karşı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar (karşı davalılar) avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Altan Balantekin ile davalı vekili avukat Bahattin Yavuz'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, murisleri avukat Ali Rıza Özden ile davalı şirket arasında Karacabey Hamamının işletilmesi hususunda 31.7.1997 tarihli sözleşme düzenlendiğini, kiracının adi ortaklık olduğunun sözleşmede hükme bağlandığını, sözleşmenin taraflardan birinin ölümü halinde de devam edeceğinin kararlaştırıldığını, murise ölümüne kadar kar payı ödendiğini, ancak murisin ölümünden sonra davalı şirketin ödemesi gereken kar paylarının bir kısmını eksik ödediğini, bir kısmını ise hiç ödemediğini, eksik ödenen ve ödenmeyen miktarlar için icra takibi yaptıklarını ancak itiraz edildiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptalini istemişlerdir.
Davalı, muris avukat ile düzenlenen adi ortaklık sözleşmesinin aslında muris avukatın vekalet ücretine karşılık yapıldığını, bu itibarla sözleşmenin Avukatlık Kanununun 11, 12 ve 164. maddelerine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiş, karşı davada ise geçersiz olan sözleşmenin iptalini istemiştir.
Mahkemece; davacıların murisinin davalı şirketin avukatlığının yanısıra hamamın kiralandığı vakfında avukatı olduğu ve aynı zamanda davalı şirket ortaklarından bir kısmının da vekilliğini yaptığı, bu nedenle adi ortaklık sözleşme ilişkisinin tarafları arasında vekil-müvekkil ilişkisinden kaynaklanan ve ücret sözleşmesi karşılığı yapılan bir sözleşme olduğu, bu sözleşmenin Avukatlık Kanununa ve BK.nun 20. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüyle sözleşmenin iptaline karar verilmiş; hüküm, davacılar-karşı davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıların murisi avukat Ali Rıza Özden ile davalı limited şirket arasında Karacabey Hamamının işletilmesi ve kar payının dağıtılması hususunda 31.7.1997 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile adi ortaklık kurulduğu, sözleşmenin altına eklenen ve not şeklinde düzenlenen madde ile kar payının dağıtılmasının düzenlendiği ve 8. madde ile de taraflardan birinin ölümü halinde sözleşmenin kanuni varisler nezdinde dahi devam edeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Adi ortaklığın kurulmasından ve faaliyete geçmesinden sonra davalı şirketin davacıların murisi olan Ali Rıza Özden'e sağlığında bir kısım ödemelerde bulunduğu ve murisin ölümünden sonrada yine davalı şirketin davacılara bu sözleşmede kararlaştırılan şekilde ödemede bulunduğu da tarafların kabulündedir. Her ne kadar davalı şirket ile hamamın sahibi olan vakıf mütevellisi arasında düzenlenen kira sözleşmesinde kiracı olarak davalı şirket görülmekte ise de, davacıların murisi ile davalı şirket arasında düzenlenen adi ortaklık sözleşmesinde kiracının davalı şirket olmayıp adi ortaklık olduğu hükme bağlanmıştır. Taraflar arasındaki bu kararlaştırma ile yukarıda açıklanan hususlar birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasındaki sözleşmeyi vekalet ücret sözleşmesi olarak nitelendirmek mümkün değildir. Açıklanan bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin BK.nun 520. ve devamı maddeleri uyarınca adi ortaklık ilişkisi olarak değerlendirilmesi ve uyuşmazlığın adi ortaklık sözleşmesi ile BK.nun 520 ve devamı maddeleri ve TTK.nun 16. maddesi, uygulanarak çözümlenmesi gerekir.
Açıklanan bu yönler nazara alınarak taraflardan delilleri ve karşı delilleri alınıp değerlendirilmeli, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davacılar-karşı davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 97.500.000 lira duruşma avukatlık parasının davalılardan (karşı davacılardan) alınarak davacılar-karşı davalılar ödenmesine, 11.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy