(2762 S. K. m. 23, 26, 27)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, 9 parselde bulunan 7 nolu bağımsız bölümü dava dışı üçüncü kişiye sattığını, taşınmazın tapu kaydında "zemini muratpaşa Vakfınındır" şeklinde icareli olduğu bildirilerek taviz bedeli kesilerek davalıya ödendiğini, taviz bedeli adı altında alınan paranın yasal dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, 814.688.000 Tl.nın ödeme gününden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın tavize tabi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Tapu kaydında, taşınmazda vakıf şerhinin bulunduğu gözlenmiş olup, buna ilişkin kadastro tutanağı ve dayanağı belgeler bulunmadığı için, şerhin hangi tarihte, ne zaman konulduğu anlaşılamamaktadır. Mahkemece, taşınmaza ait kadastro tespit tutanağı geldisini teşkil eden tüm tedavül kayıtları getirtilip taşınmazın hangi tarihte, kim adına tespit edilip, kimin adına kesinleştiği tarihte, vakıf şerhinin bulunup bulunmadığının araştırılması vakıf şerhinin sonradan konulması halinde, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile şerhin kayda işlendiği tarih arasında, 10 yıllık hak düşürücü serinin gerçekleşmesi halinde, şerhe değer verilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceğinin düşünülmesi, şerhin kadastro tespitinde veya tespitin kesinleşmesinden sonraki 10 yıllık süre içerisin de konulduğunun anlaşılması halinde ise, bu defa dosyada yer alan vakfiye ile tapu kayıtları konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu aracılığıyla Vakıflar kanunun 26 ve sonraki maddeleri uyarınca, taşınmazın tavize tabi olup olmadığının tespiti gerekir. Mahkemece hükme dayanarak alınan bilirkişi raporu, konusunda uzman olmayan kadastro Harita Mühendisi tarafından verildiğinden hükme dayanak alınamaz. Taviz bedeline tabi olan vakıf şerhi taşınmazlar, rakabe ( çıplak ) mülkiyeti vakfa ait, "sahih vakıf" niteliğindeki bir vakıf şerhini taşıyan taşınmazlardır. Devlete ait ( miri ( arazi üzerinde padişah veya onun izin verdiği kişiler tarafından kurulmuş, gayri sahih vakıflar, taviz bedeline tabi değildir. 17 Şubat 1341 ( 1725 ) tarihli ve 552 sayılı Aşarın ilgası ve yerine ikame edilecek mahrulatı arazi vergisi hakkındaki kanunla aşar ilga edildiğinden, aşarın tahsisi de konusuz kalmış ve böylece bu tahsisat kendiliğinden son bulmuş sayılır. Bu durumda yalnızca aşar ve rusumatın vakfedildiği gayri sahih nitelikteki vakıflar bakımından, taviz bedeli anlamsız ve konusuz kaldığı gibi, dava konusu yapılmamış olan taşınmaz maliklerinin tapu belgelerinde yer olan bir tür vakıf şerhleri dahi kendiliğinden yok hükmünde sayılırlar ve mütasarriflarının tasarruf haklarının kendiliğinden mülkiyete dönüştüğünün kabulü gerekir.
Hal böyle olunca ve yasaların Anayasaya uygun şekilde yorumlanması gereği gözönünde bulundurulduğunda, 4103 sayalı yasanın, Vakıflar yasasının 23 maddesini değiştiren hükmünün yürürlüğe girdiği 18.4.1995 tarihinden önce bu mutasarrıfların, aşar ve rüsumatın vakfedildiği taşınmazlarda, mülkiyet haklarını kazandıklarının ve 4103 sayılı yasanın, özellikle kazanılmış hakları ortadan kaldırır nitelikte, bir hüküm getirdiğinin kabul edilmesi zorunludur. Boşlukta kalan ve dayanağı olmayan yasanın uygulama olanağından da sözedilemez. Bu bağlamda, 4103 sayılı yasanın, yalnızca aşar ve rüsümatin vakfedildiği taşınmazlar hakkında ( sahih olmayan vakıf ) yürürlüğe girdiği 18.4.1995 tarihinden sonrada, uygulama alanı bulunmadığı sonucuna kavuşulmuştur.
Yukarıda açıklanan yasal durumun ışığı altında mahkemece yapılması gereken iş tapu kaydında adı geçen "muratpaşa vakfının türünü belirlemek, gayrisahih vakıflardan olduğunun tespiti halinde, bu tür vakıfların taviz bedeline tabi bulunmadıklarının gözönünde bulundurarak, davanın kabulüne, aksi halde, şimdiki gibi reddine karar vermekten ibarettir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy